Katılan vekilinin 31.01.2019 tarihli temyizinin, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmüne yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Temyizin kapsamına göre;
1.Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2017 tarihli ve 2015/89 Esas, 2017/67 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 119.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 15.01.2019 tarihli ve 2017/1700 Esas, 2019/34 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun duruşma açılarak yapılan incelemesi neticesinde sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sanığın beraatine, karar verilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteği; nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluştuğundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Suç tarihinde serbest muhasebeci olarak görev yapan sanık ...'nun, mükellefi olan ...’a ait kantin işletmesinde fiilen çalışmadıkları halde tanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile ...'i çalışıyorlarmış gibi katılan kuruma işe giriş bildirgelerinin verilerek, ilgililerin sağlık ve emeklilik hizmetlerinden yararlanılması sağlayarak katılan ... toplamda 57.164,54 TL zarara uğratmak suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Suça konu işyerinin gerçek bir işyeri olması, sanığın kurumun denetim imkanını ortadan kaldıracak mahiyette hileli bir hareketinin bulunmaması, kurumun kendisine bildirilen işyerini ve işe giriş bildirgelerini denetleme yetkisinin her zaman bulunması, sanığın sigortalı gösterdiği tanıkların sigorta primlerini katılan kuruma yatırmış olması halinde, 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesince primlerin irat kaydedileceği, aynı kanunun 96 ncı maddesince yapılan sağlık harcamalarının da geri alınacağının düzenlenmiş olması, primlerin yatırılmamış olması halinde de katılan kurumun alacaklarını her zaman tahsil etme imkanının bulunması nedenleriyle katılan kurumun zararından da bahsedilemeyeceği, nitekim ödemelerin 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılarak ödendiği, bu sebeplerle sanığa atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesine karar verilmiştir.
1. Sanık hakkında beraat hükmü kuran Mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 15.01.2019 tarihli ve 2017/1700 Esas, 2019/34 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.06.2024 tarihinde karar verildi.