Kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kullanım kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı Orman İdaresi vekili, bir kısım davalılar ve aynı zamanda müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen önceki hüküm (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından "Mahkemece Kadastro Kanununun 28/2 nci maddesi hükmü yanlış değerlendirilmiştir. Dosyanın incelenmesinde davacının dava dilekçesinde keşif, bilirkişi incelemesi ve zilyetlik tanıkları denmek suretiyle delillerinin neler olduğunu bildirmiştir. Bu bildirim, 3402 sayılı Kanunun 28/2 maddesinde sözü edilen deliller için yeterli olup, delillerin dava dilekçesine ekli olmasına gerek bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece yapılacak iş: Davacıya tanıklarını bildirmesi, keşif giderlerini karşılaması hususunda yöntemine uygun mehil verilip, inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak devam eden yargılama neticesinde; dava konusu Mersin ili Mezitli ilçesi Tece Mahallesi 297 ada 3 parsel ile 298 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-4 üncü maddesi kapsamında yapılan tespitlerinin beyanlar hanesinin iptali ile, bahsi geçen taşınmazların tespitteki yüzölçüm ve vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazların beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanun'un 2/b maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır", 297 ada 3 ve 298 ada 4 parsellerin beyanlar hanesine "taşınmaz üzerindeki bahçe 2/12 hisse itibari ile 1990 yılından beri ... oğlu ...'in kullanımındadır,","taşınmaz üzerindeki bahçe 5/12 hisse itibari ile 1990 yılından beri ... oğlu ...'in kullanımındadır" ve "taşınmaz üzerindeki bahçe 5/12 hisse itibari ile 1990 yılından beri ... oğlu ...'in kullanımındadır", 298/5 parselin beyanlar hanesine "taşınmaz üzerindeki bahçe 1/6 hisse itibari ile 1990 yılından beri ... oğlu ...'in kullanımındadır,","taşınmaz üzerindeki bahçe 5/6 hisse itibari ile 1990 yılından beri Velittin oğlu ...'in kullanımındadır" ibarelerinin yazılmasına karar verilmiş olup; hüküm, Orman İdaresi vekili, bir kısım davalılar ve aynı zamanda müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda asıl davanın, kullanım kadastrosu yapılması üzerine kadastro mahkemesinde açılan kullanım kadastro tespitine itiraz, birleşen davanın da aynı yere ilişkin kullanım kadastrosu yapılmadan önce genel mahkemede açılan sözleşmenin tasfiyesi ve bu yere müdahalenin önlenmesi istemine ilişkin olduğu, davacı vekilinin yargılama sırasında taleplerinin krokide L ile işaretli 9.936 m2'lik kısmın 1/6'sına isabet eden 1.650 m2'lik yere ilişkin olarak kadastro tutanağının beyanlar hanesinde müvekkilinin hak sahipliğinin tespitine yönelik olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 21.02.1990 tarihinde ilan edilen 6831 sayılı Kanuna göre yapılan orman kadastrosu ve 2/b uygulaması, 27.10.2008 tarihinde ilan edilen 4999 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi uyarınca yapılan düzeltme ve aplikasyon işlemi ve 31.03.2010-30.04.2010 tarihleri arasında ilan edilen 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 üncü maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastro çalışması bulunmaktadır.
Kullanım kadastro çalışması sırasında; 297 ada 3 parsel sayılı 542,61 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş ve tutanağın beyanlar hanesine “Taşınmaz ve üzerindeki bahçe 1/2 payla ... oğlu ... ve ... oğlu ...’in kullanımındadır. 6831 Sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır.” şeklinde şerh düşülmüştür. 298 ada 4 parsel sayılı 2.696,51 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş ve tutanağın beyanlar hanesine “Taşınmaz ve üzerindeki bahçe 1/2 payla ... oğlu ... ve ... oğlu ...’in kullanımındadır. 6831 Sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır.” şeklinde şerh düşülmüştür. 298 ada 5 parsel sayılı 3.781,01 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş ve tutanağın beyanlar hanesine “Taşınmaz ve üzerindeki bahçe Velittin oğlu ...’in kullanımındadır. 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır." şeklinde şerh düşülmüştür.
Yapılan yargılamada toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı itibarıyla;
1. Somut olayda Orman İdaresine karşı açılmış bir dava olmadığı, Orman İdaresinin sonradan davaya dahil de edilmediği ve netice olarak Orman İdaresinin davada taraf olmadığı, bu hususun Orman İdaresi vekili tarafından temyiz dilekçesinde de zikredildiği, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince sehven karar başlığında Orman İdaresinin gösterilmesinin Orman İdaresini taraf haline getirmeyeceği açık olup, Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinin bu nedenle reddine karar verilmiştir.
2. Dava konusu 298 ada 5 parsel yönünden yapılan temyiz incelemesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, hükmün bu parsel yönünden onanması gerekmiştir.
3. Dava konusu 297 ada 3 parsele ve 298 ada 4 parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince; TAKBİS üzerinden yapılan incelemede 297 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 10.09.2019 tarihinde müdahil ...'e 6292 sayılı Kanun gereği satıldığı ve tescil işleminin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmaz Hazinenin mülkiyetinden çıktığına göre, artık 6292 sayılı Kanunun uygulanma olanağı kalmamış diğer bir deyişle davanın görülebilirlik koşulu ortadan kalkmıştır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, 297 ada 3 parsel yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, dava tarihi itibarıyla tarafların haklılık durumlarına göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Öte yandan; davalı ... 19.06.2013 tarihli celsede "Ben bu davada 298 ada 4 ve 297 ada 3 nolu parsellerdeki 1/2 zilyetlik hakkımı ...'e devir ettim, taşınmazı teslim ettim, davaya bundan sonra onun yönünden devam edilsin, yazılı olarak sundum, dilekçenin altındaki imza bana aittir" şeklinde beyanda bulunduğu ve beyanını imzası ile tasdik ettiği, aynı celsede müdahil ...'in de "Zilyetliğin devrine ilişkin yazılı belge altındaki imza bana aittir, zilyetliği devir aldım, yargılamaya bundan sonra benim yönümden devam olunsun" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı ...'nın hakim huzurunda imzalı beyanı ile 298 ada 4 parseldeki 1/2 zilyetlik hakkını ...'e devrettiği sabit olup, bahsi geçen parselde ... lehine hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
S O N U Ç: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan sebeplerle Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
(2) no.lu bentte açıklanan sebeplerle 298 ada 5 parsel yönünden verilen hükmün ONANMASINA;
(3) no.lu bentte açıklanan sebeplerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 297 ada 3 ve 298 ada 4 parseller yönünden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.