Dava dilekçesinde 5.130.00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü, kısmen reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin ve davalı paydaşların birlikte malik oldukları taşınmazın, tapuda imzalanan taşınmaz satış sözleşmesi gereğince 44 000,00 TL’ bedel ile üçüncü kişilere satıldığı ve bu miktar paranın hissedarlar arasında paylaştırıldığı; halbuki gerçek satış değerinin 56 000,00 TL olduğunun yapılan araştırma sonucu anlaşıldığı ileri sürülerek eksik ödenen 5 130,00 TL alacağın davalılardan tahsili istenilmiştir.
Davalılar, satış parasının 44 000,00 TL olduğunu ve masraflar düşülerek bakiyenin taksim edildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu ile davalı ... beyanına göre, müşterek taşınmazın tapuda satışının gerçekleştirildiği, ancak taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli (16 000,00 TL) üzerinden değil 52 000,00 TL üzerinden satıldığı bu durumda da davacıya 4 213,67 TL eksik ödeme yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş, hüküm davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 24.02.2009 tarihli satış sözleşmesinde, dava konusu taşınmazın satış bedelinin paydaşlara tamamen ödendiği yazılıdır. Bu durumda davalı ... yönünden; 52 000,00 TL’ye satıldığını kabule ilişkin beyanı kendisini bağlayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde ise de; diğer davalı ... yönünden HUMK 290. maddesi hükmü gereği aksi kanıtlanmadıkça satış senedi içeriğine itibar edilmesi, davacı tarafından ileri sürülen hususların alacağın miktarına göre HUMK'nun 288.maddesi gereği tanıkla ispatının mümkün olmaması ve bunun sonucu olarak ta (TMK’nun 6. maddesi hükmü gereği) ispatlanamayan davanın reddi gerekirken, somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.