Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Gaziantep (kapatılan) 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.06.2015 tarihli kararıyla sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 1 yıl 15 gün hapis ve 7500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlarına karar verilmiştir.

2. Yargıtay (kapatılan) 15.Ceza Dairesinin 20.12.2017 tarihli kararıyla " eylemin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-L maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması," gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir.

3. Ankara 3.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 26.02.2019 tarihli ve 2018/405 Esas, 2019/103 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157,62,52,53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 7500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz talebi, bu cezayı hak etmediğine ilişkindir.

1. Olay günü katılan ...'in kendilerini polis ... ve savcı bey olarak tanıtan kişilerce aranan katılanın kimlik ve hesap bilgilerinin dolandırıcılar tarafından ele geçirildiğine, hemen bankada bulunan parasını çekmesi gerektiğine inandırılıp bankada bulunan 8.000 TL parasını çektiği ve aldığı talimat gereği parayı sanığın hesabına yatırdığı iddia ve kabul olunmuştur.

2. Sanık beyanı, PTT dekont, adli emanet makbuzu, reddiyat makbuzu, tutanaklar, HTS raporları ve tüm dosya kapsamından mahkeme sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile mahkumiyetine karar vermiştir.

3. Atılı suçun 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.

Mahkemece dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesinden sonra ilk uzlaştırma teklifinin yapıldığı tarihten uzlaşmanın sonuçsuz kıldığı tarihe kadar 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmibirinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin durduğu belirlenerek yapılan incelemede;

A. Tebliğname yönünden,
Katılan tarafından sanığın hesabına yatırılan paraya Cumhuriyet Başsavcılığı talimatı ile PTT tarafından bloke koyularak Akçakale Cumhuriyet Başsavcılığı emanet memurluğu 2013/183 sırası ile Ziraat Bankası Akçakale suç eşyası hesabına kaydedildiği, ardından Akçakale Cumhuriyet Başsavcılığı Emanet Memurluğu 04.07.2013 tarihli reddiyat makbuzu ile şikâyetçi ...’e faizi ile birlikte 8.106,56 TL olarak ödendiği, bu kapsamda zararın sanık tarafından pişmanlık gösterilerek karşılanmadığı, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iade edildiği anlaşılmakla, olayda 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesi kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, bu yönden bozma talep eden düşünceye iştirak edilmemiştir.

B. Sanığın temyiz talebi yönünden,
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 3.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 26.02.2019 tarihli ve 2018/405 Esas, 2019/103 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.06.2024 tarihinde karar verildi.