Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.02.2014 tarihli ve 2013/130 Esas, 2014/141 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.02.2014 tarihli ve 2013/130 Esas, 2014/141 Karar sayılı kararının Cumhuriyet savcısı ve katılan tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 24.09.2019 tarihli ve 2017/13587 Esas, 2019/8760 Karar sayılı kararı "...Katılanın aşamalarda değişmeyen beyanı, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunması ile dosya kapsamından toplanan deliller neticesinde sanığın atılı basit dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun ile uzlaşma kapsamına alınmış olmasıda göz önünde bulundurularak mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde beraat hükmü kurulması" hukuka aykırı bulunmuş olup bozulmasına, karar verilmiştir.

3. Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.12.2020 tarihli ve 2019/992 Esas, 2020/783 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; temyiz hakkını kullanmak istediğine, ilişkindir.

1. Katılanın aracını satmak için internet üzerinden ilan verdiği, sanığın ilandaki numara üzerinden katılanla görüşerek araç için 19.500,00 TL'ye pazarlık yaptıkları, bu esnada sanık ...’ın katılana araca 20.500 TL'ye başkaca müşteri bulduğunu belirttiği ve aracı Nevşehir İline getirmesini istediği, katılanın da aracı Nevşehir'e getirdiği, sanığın yanında tanık Selim’in de olduğu, birlikte araca baktıkları, ardından da birlikte notere gittikleri, sanığın aracını devrettiği katılana aracın parasının EFT ile gönderileceğini belirtmesine rağmen parayı vermediği bu şekilde katılanın kendisine itimat etmesini sağlayarak haksız menfaat temin ettiği yönünde üzerine atılı suçu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.

2. Sanık savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
3 Uzlaştırma işleminin uygulandığı ancak uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır.

4. Mahkemece, sanığın savunması, katılanın beyanı ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında sübut bulan dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.

Kararın gerekçesinde sanığın eylemi nedeniyle beraate yönelik olarak "bir an için katılan beyanına itibar edilse bile sanığın basit yalanının hile niteliğinde bulunmadığı, sanık savunmasına itibar edilmesi durumunda ise taraflar arasında hukuki ilişkiden doğan alacak niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla sanığın eyleminin kanunda suç olarak tanzim edilmemesi nedeni ile beraatine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur" denildiği halde hüküm fıkrasında dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verilmesi suretiyle hükmün karıştırılması, hukuka aykırı bulunmuş olup bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.12.2020 tarihli ve 2019/992 Esas, 2020/783 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeksizin hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.06.2024 tarihinde karar verildi.