Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar ... ve müşterekleri, ... İlçesi ...,... çalışma alanında bulunan ve 1994 yılında yapılan kadastro sırasında dere niteliğinde olduğu belirtilerek tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümünün, miras bırakanları ... adına tespit ve tescil edilen 129 ada 65 parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olduğunu ileri sürerek, iddialarına konu taşınmaz bölümünün adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Mahallinde yapılan keşifler sonucu dosyaya ibraz edilen tek ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporlar çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, imar-ihya mevcut ise ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarını belirleme yönünden yetersiz olduğu gibi anılan bilirkişi raporlarında taşınmazın bir bölümü patates ekili, diğer kısmı ise kavaklık, koruluk ve çayırlık olarak belirtilmesine karşın, bu kısımlar teknik bilirkişi raporunda ayrı ayrı gösterilmemiş; taşınmaz üzerinde bulunduğu belirtilen ağaçların kendiliğinden mi yetiştiği, yoksa davacı tarafça dikilip mi yetiştirildiği sorulup saptanılmamış; yaş, sayı ve dağılımları belirlenmemiş; harita mühendisi bilirkişi tarafından 1992 tarihli hava fotoğrafı üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporda taşınmazın hava fotoğrafının çekildiği tarihteki niteliği ve imar ihyaya konu edilip edilmediği üzerinde durulmaksızın, yalnızca davacının iddiasına konu yer ile örtüşen sınıra rastlandığı şeklindeki soyut değerlendirmesi ile yetinilmiş, bu kapsamda dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları üzerinde uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden stereoskop aleti ile inceleme yaptırılarak denetime elverişli rapor alınması gerektiği düşünülmemiş; diğer taraftan taşınmaz “dere” olarak tescil harici bırakıldığı halde jeolog bilirkişiden rapor da alınmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece öncelikle, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Komutanlığı'ndan getirilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, jeoloji mühendisi bilirkişi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı, dava konusu taşınmaz bölümünün geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlanıldığı, kime ait olduğu ve kimden nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp hangi tarihte tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, taşınmaz üzerinde bulunduğu belirtilen ağaçların kendiliğinden mi yetiştiği, yoksa davacı tarafça mı dikilip yetiştirildiği hususu özellikle sorulup, saptanılmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmaz bölümünün toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz bölümü üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazın imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi ve taşınmaz bölümü üzerinde bulunduğu belirtilen ağaçların yaşını, sayısını, cinsini ve dağılımını bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir; jeoloji mühendisi bilirkişiden ise taşınmazın dere yatağı olup olmadığını ya da dereden kazanılıp kazanılmadığını ve hali hazırda derenin etki alanında kalıp kalmadığını belirleyen ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişisine, yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmek suretiyle taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığını ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğunu açıklayan rapor düzenlettirilmeli; temin edilebilen en eski ve kadastro tespit tarihine yakın tarihli uydu fotoğrafları değerlendirilmeli; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmazın farkı özellikteki kısımlarını (tarla, çayır ve ağaçlık olan kısımlarını) ayrı ayrı gösterir krokili rapor alınmalı; bundan sonra tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve TMK'nın 713/4-5. maddeleri gereğince zorunlu bulunan yasal ilanlar da yapılarak sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine,
yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.