Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Kadastro sonucu, ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 145 ada 4,173 ada 8,177 ada 20 ve 193 ada 14 parsel sayılı 15.678.69,10.444.66,6.128,02 ve 5.053,05 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalıların miras bırakanı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... ve arkadaşları, çekişmeli taşınmazların müşterek murisleri ... ’tan intikal ettiği ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediği iddiasına dayanmış ve miras payları oranında tapu iptali ve adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, "dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların, dava konusu taşınmazların kime ait olduğunu, kim tarafından kullanıldığını ve davacılar ya da murisleri tarafından kullanıp kullanılmadığını bilmediklerini beyan ettikleri, dolayısıyla davacı tarafın, dava konusu taşınmazlarda zilyetlikle iktisap koşullarının lehlerine gerçekleştiğini kanıtlayamadığı" gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacılar, çekişmeli taşınmazların müşterek murisleri ... ’tan intikal ettiği ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediği iddiasına dayanarak dava açmışlar, davalı taraf ise taşınmazların kendi miras bırakanları ... oğlu ...’tan intikal ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Taşınmazların kadastro tutanaklarının incelenmesinden, tespitlerin irsen intikal ve taksime dayalı olarak ... adına yapıldığı anlaşılmaktadır. Şu halde, taraflar arasındaki ihtilaf, taşınmazların tarafların müşterek murisleri ...’den kalan taşınmazların murisin ölümünden sonra mirasçılar arasında taksim edilip edilmediği, bir taksim mevcut ise, temyize konu taşınmazların taksimen kime düştüğü noktasında toplanmaktadır. Mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, taşınmazların tarafların müşterek murisleri ...’tan intikal ettiği anlaşılmaktadır. Ancak, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları taksim ve taşınmazlardaki zilyetlik durumunun belirlenmesi bakımından son derece soyut ve yetersizdir. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, kök muris ... 'ın ölüm gününde terekesine dahil olan tüm taşınmazlar belirlenerek, bu taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve kadastro tespitleri kesinleşmiş ise, kadastro sonucu oluşan tapu kayıt örnekleri getirtilmek suretiyle dosya ikmal edildikten sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, kök murisin terekesinin tüm mirasçıların katılımı ile taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise çekişmeli taşınmazların kime isabet ettiği, taraflara birlikte ya da ayrı ayrı isabet edip etmediği, taşınmazların kim tarafından, ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri terekeye dahil taşınmazların tespit tutanakları ve kadastro tespitleri kesinleşmiş ise, kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; teknik bilirkişiden, keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir rapor alınmalı; bundan sonra taşınmazların taksime konu edilmediğinin anlaşılması halinde elbirliği mülkiyetinde mirasçılar arasında zilyetlik hükümleri işlemeyeceğinden taşınmazda zilyet olan mirasçının zilyetliğinin tereke adına sürdürüldüğünün kabulünün gerektiği düşünülmeli ve toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.