Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Davacı ..., ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan ve 2005 yılında yapılan kadastro sırasında paftasında yol olarak gösterilerek tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümünün, adına tespit ve tescil edilen 157 ada 1 parsel sayılı taşınmazın devamı olduğunu ileri sürerek, iddiasına konu kısmın adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4721 sayılı TMK'nın 713/1,3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. TMK'nın 713/3. maddesi uyarınca bu nitelikteki davalarda Hazine ve ilgili Kamu Tüzel Kişiliğine birlikte husumet yöneltilmesi zorunludur. Somut olayda dava, Hazine ile ... Köyü Tüzel Kişiliği’ne karşı açılmış, bilahare 6360 sayılı Yasa gereğince yasal hasım konumundaki ... davaya dahil edilmiştir. Ne var ki; hükümden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereğince çekişmeli taşınmaz bölümünün bulunduğu Konya Büyükşehir Belediyesi'nin sınırları il mülki sınırları olarak belirlenmesi nedeniyle ilgili Kamu Tüzel Kişiliği olarak yasal hasım sıfatını kazanan Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı davaya dahil edilerek yöntemince taraf teşkili sağlanmamıştır. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilmesi isabetsiz olduğu gibi, mahkemenin davanın makul sürede açılmadığı şeklindeki gerekçesi de usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki nedenine dayanarak hem tespitten önceki hem de tespitten sonraki sebeplere dayalı olarak dava açmıştır. Taşınmazın tespit sırasında hakkında kadastro tespit tutanağının düzenlenmemiş olması, öncesinde var olan zilyetliği kesmeyeceği gibi gerek Kadastro Kanunu'nda ve gerekse de diğer yasalarımızda, hakkında tutanak düzenlenmeyen taşınmazlar yönünden tespit öncesi hakka dayanılarak dava açma hakkını süreyle sınırlayan bir düzenleme de bulunmamaktadır. Kadastro tutanağı düzenlenip kesinleşen yerlerde dahi 3402 sayılı Yasa'nın 12. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen 10 yıllık süre içerisinde dava açılabildiğine ve yasada tescil harici bırakılan yerler hakkında kadastro öncesi sebeplere dayanılarak dava açma hakkını sınırlayan bir süre de öngörülmediğine göre mahkemenin bu yöndeki kabulünde isabet bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; mahkemece öncelikle davacı tarafa, Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı davaya dahil etmesi için süre verilmeli, taraf teşkilinin sağlanması halinde dahili davalıya davaya ilişkin savunmalarını ve delillerini sunması bakımından imkan tanınmalı, delil gösterdiği takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, TMK'nın 713/4-5. maddeleri gereğince zorunlu bulunan yasal ilanlar da yapılarak sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
18.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.