Davanın reddine

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacının ve müdahil davacıların davasının reddine karar verilmiş olup, bu kez müdahil davacı ... müdahil davacılar vekili tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı ... dava dilekçesinde özetle: Sivas ili Hafik ilçesi ... Köyü 114 ada 1 ve 115 ada 1 parsel sayılı taşınmazların sınırında kalan bir kısmın kadastro tespitlerinin iptali ile kendi adına, 27.02.2009 tarihli celsede de taşınmazın babasının mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini dava etmiş, 10.07.2010 tarihli keşifte 114 ada 1 sayılı parsele ilişkin davasından feragat etmiş ve bu dava Esasın 2008/24 sırasına kaydedilmiş, ... ve ... vekili 05.11.2008 tarihli müdahale dilekçesi ile taşınmazın davacının dedesi ile müvekkillerinin ortak murisinden intikal ettiği gerekçesiyle 115 ada 1 sayılı parsel içerisindeki taşınmaz yönünden davaya müdahale talebinde bulunarak müvekkillerinin hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Yargılama devam ederken Hafik Adliyesinin kapatılması nedeni ile dosya Sivas Kadastro Mahkemesine devredilmiş ve mahkemenin 2012/19 Esas sırasına kaydolmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne, müdahil davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne, müdahil davacı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı ... müdahil davacılar vekili ile davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 31.06.2016 tarihli ve 2016/3612 Esas, 2016/3833 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.

Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince, "Taşınmazların etrafında komşusunda tescilli bir taşınmaz yoktur. Orman parseli ile çevrilidir. Taşınmaz yönünü okuyan yakın parsellerde senetsizden tescil edilmiş herhangi bir kayıt uygulanmamıştır. Her ne kadar keşifte beyanı alınan bilirkişiler taşınmazların kadim tarla olduğunu, zirai bilirkişi de kuru tarım arazisi olduğunu belirtmiş ise de Orman mühendisi raporuna göre en eski tarihli 1955 yılı hava fotoğraflarında taşınmazların üzerinde orman asli unsurlarının bulunması 1979 tarihli memleket haritasında taşınmazda ağaç rumuzunun işlenilmesi, dava konusu taşınmazların etrafının orman asli unsurlarıyla ve 115 ada 1 orman parseli ile çevrili olması, taşınmazların içerisinde ve etrafında yaşlı orman ağaçlarının bolca bulunması, tarafların dayandığı kayıtların da dava konusu taşınmazlara uymadığı hudutlarında devlet karayolu, tren yolu, nehir ve ırmak gibi orman ile taşınmaz arasında ayırıcı unsurun bulunmadığı, kadastro parsellerine irtibatının bulunmadığı,çekişmeli taşınmazla birlikte komşu taşınmazların bir bütün olarak yüzölçümlerinin orman içi açıklığı konumunu aşacak ölçüde de olmadığı taşınmazların, zilyetliğe dayalı olarak kişiler adına tescil edilemeyecek şekilde 6381 sayılı Kanun'un 17/2 nci maddesi gereğince orman içi açıklık niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Orman içi açıklıkları bakımından kanun koyucu, 6831 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde yaptığı düzenlemeyle, orman içi açıklıkların özel mülke dönüşmesi yolunu kapatmıştır. Devlet ormanlarının her hangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya her hangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesislerin, şahıslar adına tapuya tescil olunamayacağı; buralara doğrudan doğruya Orman İdaresince el konulacağı, 17 nci maddenin (5192 sayılı Kanunla değişik) ikinci fıkrasıyla hüküm altına alınmıştır. Orman içi açıklığı konumundaki taşınmazların, öncesinin orman olma zorunluluğu da yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 6831 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde, öncesi orman iken açılan yerlerin yanında ayrıca (orman bütünlüğünün korunması amacıyla) orman içi açıklığı konumundaki taşınmazların da zilyetlikle kazanılamayacağı ve özel mülk olarak tescil edilemeyeceği yönünde önemli bir ilkeye yer verilmiştir. Öte yandan; a) 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinin 26/son maddesinde “Devlet ormanlarındaki açıklık sahaların Devlet ormanı olarak tahdit edileceği”, b) 25.06.1970 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/A maddesinde “Orman Kanunu'nun 17 nci maddesinde yer alan orman içinde bulunan, tabiaten ağaç veya ağaççık ihtiva etmeyen ve ekseri ahvalde otsu bitki veya sair şüceyrat ihtiva eden açıklıkların, devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı”, c) 19.08.1974 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosu Yönetmeliğinin 40/A maddesinde “orman içindeki kültür arazileri dışında 6831 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde yer alan orman içinde bulunan, tabiaten ağaç ve ağaççık ihtiva etmeyen ve ekseri ahvalde otsu bitki veya sair şuceyrat ihtiva eden açıklıkların Devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı”, d) 20.05.1984 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanunu'na Göre Yapılacak Orman Kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulaması Hakkında Yönetmeliğin 30/1-A maddesinde “orman içindeki kültür arazileri dışında 6831 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde yer alan orman içinde bulunan tabiaten ağaç ve ağaçcık ihtiva etmeyen, ekseri ahvalde otsu bitki veya bazı ahvalde yer yer odunsu bitkiler ihtiva eden açıklıkların, Devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı”, e) 02.09.1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanunu'na Göre Orman Kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulaması Hakkında Yönetmeliğin 23/1-A maddesinde “orman içindeki kültür arazileri dışında 6831 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde yeralan orman içinde bulunan tabiaten ağaç ve ağaçcık ihtiva etmeyen ekseri ahvalde otsu bitki veya bazı ahvalde yer yer odunsu bitkiler ihtiva eden açıklıkların, Devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı”, f) 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanunu'na Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 26/1-a maddesinde “orman içindeki kültür arazileri dışında 6831 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaçcık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların, devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı”, g) 20.11.2012 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 16/1-i maddesinde (aynı Yönetmeliğin 14/1-s maddesinde “Orman içinde kültür arazileri dışında, insan müdahalesi olmaksızın kendiliğinden oluşan, doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki ve bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren alanlar” olarak tanımlanan) “orman içi açıklıkların”, Devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı, öngörülmüştür. Keza, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 tarihli ve 1997/20-830-1034,17.12.1997 tarihli ve 1997/20-808-1039,22.10.2003 tarihli ve 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 tarihli ve 2004/7-531-582 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, yargısal uygulamada da, bu tür yerlerin, kesinleşen orman kadastro sınırları dışında bulunsa bile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağı ve özel mülk olarak kişiler adına tescil edilemeyeceği, taşınmazların orman içi açıklığın istisnalarından da olmadığı" gerekçesi ile davacının ve müdahil davacının davasının reddine, Sivas ili Hafik ilçesi Pirhüseyin Köyü, 115 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm müdahil davacı ... müdahil davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup müdahil davacı ... müdahil davacılar vekilinin dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden müdahil davacı ... müdahil davacılardan alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.