Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.04.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 1 yıl hapis ve 100,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Sanık müdafinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 12.12.2017 tarihli kararı ile "sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158/1. Maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Adana 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.01.2018 tarihli kararı ile mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli ve yetkili Adana Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 1 yıl 8 ay hapis ve 21.660,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
Sanık müdafinin temyiz isteği; eksik inceleme sonucu verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Sanığın, temyiz dışı sanıkla birlikte hareket edip, olay günü katılanı telefon ile arayarak, kendisini polis olarak tanıtıp, teröristlere yönelik operasyon yapıldığını, teröristlerin yakalanmaları için yardımcı olması gerektiğini, yardım talebini kabul etmesi halinde bildirecekleri banka hesaplarına para yatırması gerektiğine dair sözler söylemek suretiyle, hileli hareketlerle aldattığı katılanın kendisine ve temyiz dışı sanığın hesabına yaklaşık 58.000,00 Türk lirası para göndermesini sağlayarak, haksız menfaat temin ettiği iddiası ile kamu davası açıldığı, katılanın yasal süresi içerisinde cevap vermemesi nedeniyle uzlaştırma sağlanamaması, katılan beyanı, sanığın savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sanığın atılı suçu işlediğinin kabulü ile hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
1. İlk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarih ile uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı tarih arasında zamanaşımı süresinin durduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
Sanık hakkında bozma öncesinde kurulan hükmün yalnızca sanık müdafii tarafından temyiz edildiği ve sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeksizin, bozma öncesi hükümde sanığın 1 yıl hapis ve 100,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesine rağmen mevcut hükümde 1 yıl 8 ay hapis ve 21.660,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı davranılarak sanığın kazanılmış hakkının ihlal edilmiş olması hukuka aykırı olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli ve 2018/164 Esas, 2018/532 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan sonuç cezanın belirlendiği paragraftan sonra gelmek üzere "bozma öncesi aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle 1 yıl hapis ve 100,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.06.2024 tarihinde karar verildi.