Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği mahkemece yasa yolu bildirimindeki temyiz süresi ile ilgili yanıltma nedeniyle temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 6.000,00 Türk lirası ve 28.320,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Sanığın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 12.12.2017 tarihli kararı ile "sanığın eyleminin uzlaştırma kapsamında kalan ve TCK'nın 155/1 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 10 ay hapis ile 160,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; beraatine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

Katılana ait çiftlikte sağlık teknisyeni olarak çalışan ölen şikayetçi ...'ın olay günü başka bir suç nedeniyle gözaltına alınması üzerine, içerisinde kendisine ait 1.000,00 Türk lirası ile katılana ait 30.000,00 Türk lirasının bulunduğu çantayı, çiftliğe götürmesi için aynı çiftlikte işçi olarak çalışan sanığa teslim ettiği, sanığın çantayı çiftliğe götürdüğü ancak içerisinde bulunan parayı alıp uhdesinde tuttuğu iddiası ile kamu davası açıldığı, tarafların anlaşamaması nedeniyle uzlaştırma sağlanamaması, katılan beyanı, sanığın savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sanığın atılı suçu işlediğinin kabulü ile hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Sanığa isnat edilen ve üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren güveni kötüye kullanma suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2020 tarihli ve 2019/1324 Esas, 2020/934 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.06.2024 tarihinde karar verildi.