SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul (Kapatılan) 69. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 Tarihli ve 2015/404 Esas, 2016/259 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
2. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği, hakkında fazla ceza verildiğine ilişkindir.
1.Suç tarihinde emniyet görevlilerinin sanığın durumundan şüphelenmesi üzerine kimlik sorduğu, sanığın görevlilere ... adına düzenlenmiş sürücü belgesini ibraz ettiği ve kendisinin ... olduğunu beyan ettiği, suça konu sürücü belgesinin sahte olabileceğinden şüphelenilmesi üzerine sanığın emniyette alınan savunmasında gerçek kimliğini beyan ettiği, hakkında arama kararı olduğunu, bu nedenle açık kimlik ve adresini bilmediği bir şahsa para karşılığı ... adına düzenlenmiş sürücü belgesini sahte olarak yaptırdığını beyan ederek suçunu ikrar ettiği, sürücü belgesi üzerinde yapılan incelemede sahte olduğunun ekspertiz raporu ile anlaşıldığı, bu şekilde sanığın resmi belgede sahtecilik ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık iddianame kapsamında anlatılan eylemi gerçekleştirdiğini ikrar etmiştir.
3.19.05.2015 tarihli tutanağın incelenmesinde, sanığın söz konusu tutanağı ... olarak imzaladığı ve adli muayene raporunun ... ismiyle düzenlendiği tespit edilmiştir.
4.İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 21.05.2015 tarih, BLG-15-6391 uzmanlık numaralı ekspertiz raporunda, sanıktan ele geçirilen ... adına düzenlenmiş E sınıfı ve N-777494 seri numaralı sürücü belgesinin, arşivde mevcut hakiki örnekleriyle belge inceleme laboratuvarında döküman inceleme cihazları ve diğer optik aletler yardımıyla karşılıklı olarak incelendiği ve aralarında matbu basım, desenlerdeki detay ve fotoğraf üzerinde basılı bulunan soğuk mühür izi özellikleri yönlerinden farklılıklar bulunduğu, sürücü belgesinin tamamen sahte olarak hazırlandığı belirtilmiştir.
5.Mahkeme tarafından suça konu sürücü belgesi duruşmaya getirtilip, incelenmek suretiyle özellikleri tutanağa geçirilmiş, yapılan incelemede, belgenin üzerinde fotoğraf ve fotoğraf üzerinde de mühür izinin olduğu, renk, şekil ve yazı itibarıyla ilk bakışta orjinal sürücü belgelerinden farklı olduğunun dikkat çekmediği, bu hali ile aldatma niteliğinin bulunduğu değerlendirilmiştir.
6.Mahkemece, sanığın eylemlerinin resmi belgede sahtecilik ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarını oluşturduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
7.Adli emanetin 2015/7936 sırasına kayıtlı suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmiştir.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanığa yüklenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanunun 250 ve 251 inci maddelerindeki "Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de;
Hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli 2020/87 Esas ve 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul (Kapatılan) 69. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 Tarihli ve 2015/404 Esas, 2016/259 Karar sayılı kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul (Kapatılan) 69. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 Tarihli ve 2015/404 Esas, 2016/259 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.06.2024 tarihinde karar verildi.
Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.