Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.04.2008 gününde verilen dilekçe ile inançlı temlike dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 09.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı, 1951 ada 7 sayılı parsel üzerindeki 17 numaralı bağımsız bölümün maliki olduğunu, ihtiyaç duyması sebebiyle davalıdan borç para aldığını, alınan borca karşılık taşınmazın tapu kaydına ipotek şerhi işlenmesinin zaman alması sebebiyle borca karşılık bağımsız bölüm mülkiyetini davalıya 07.02.2007 tarihinde geçirdiğini, ancak mülkiyetin iadesini istemesine rağmen davalının borç alınandan fazla para talep ettiğini, 17 sayılı bağımsız bölümün davalı adına olan kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir.
Davalı, taşınmazı bedeli karşılığı tapuda davacıdan satın alarak malik olduğunu, aralarında bir inanç ilişkisi bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Bir taşınmaz mülkiyetini devreden malikin devralanın bu taşınmazı belli bir amaç için kullandıktan sonra tekrar kendisine veya onun belirliyeceği üçüncü bir şahsa geri temlik edeceği inancıyla taşınmaz mülkiyetini devretmesine inançlı temlik denir. İnançlı temlikte taşınmaz mülkiyetini devralan yeni malik, belli koşulların gerçekleşmesi halinde, taşınmaz mülkiyetini tekrar geri temlik etmeyi taahhüt etmektedir. Burada her iki tarafın amacı da mülkiyeti nakletmek olduğundan mülkiyetin alıcıya geçişi muteberdir.
İnançlı temlikler daha çok kredi temini amacıyla yapılmaktadır.
Kuşkusuz taşınmaz mülkiyeti tescille kazanılır (TMK.m.705). TMK.m.706’ya göre de “taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır.” Tapu Sicil Müdürlüğünün tescil işlemini bir şarta (mülkiyetin tekrar geri nakledileceği koşuluna) bağlı olarak yapması mümkün bulunmadığından (BK.m.214) inançlı temlikin her halde bir vefa ... (TMK.m.736) ile kurulması mümkündür.
Davada resmi biçimde yapılmış bir sözleşmeye dayanılmadığından, inançlı temlik işleminin davacı tarafından biçimine uygun kanıtlandığı düşünülemez. Ne var ki, davacı yemin teklifi hakkını kullanmıştır. Kullanılan bu yemin teklifi, kati yemindir. Kati yemin, davanın taraflarından olup da ispat yükü kendisine düşen tarafın hasmına teklif ettiği yemin olup, artık davanın sonucu bu yeminin eda edilip edilmemesine bağlıdır. Kuşkusuz hakim de bu yemin ile bağlıdır ve bu delili takdir yetkisi yoktur.
Mahkemece yapılması gereken iş, davacının teklif ettiği yeminle ilgili usul işlemlerini yerine getirmek ve istemi bunun sonucuna uygun olarak hükme bağlamak olmalıdır.
Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 26.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.