Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı-davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında Hatay ili ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 513,514,515,516,517 ve 524 parsel sayılı sırasıyla 82.400,14.400,7.000,2.450,1.103 ve 55.350 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olsa da, davalı olduğu bildirilmediğinden 514 parsel sayılı taşınmaz irsen intikal, taksim, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hibe nedeniyle Alibeyli Köyü Tüzel Kişiliği adına, 513,515,516,517 ve 524 parsel sayılı taşınmazlar vergi kaydı, irsen intikal, taksim, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve arkadaşları adına tespit edilmiştir.

Davacı-davalı Hazine vekili, Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; 3 parça taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğuna dayanarak, müdahalenin men'ine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı - davacı ... ve arkadaşları, Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; 3 parça taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adlarına tescilini talep etmiştir.

Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davaların birleştirilmesine karar verildikten sonra, davaya konu olan parseller hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı; kural olarak, kadastro tespiti sırasında taşınmaz genel mahkemede davalı ise malik hanesinin boş bırakılacağı ve mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30 uncu maddesi uyarınca yapılacak araştırma sonucunda gerçek hak sahibinin belirlenmesi gerekeceği açıklanarak somut olayda mahkemece malik hanesi boş olduğundan tespit gibi tescile karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu 514,515,516,517,524 ve 513 parselin fen raporunda (A) harfi ile gösterilen kısımlarının vergi kaydı kapsamın kaldığı ve zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı - davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1.Dava konusu 515,516,517,524 ve 513 parselin fen raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümlerine yönelik temyiz itirazları yönünden:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı - davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2.Dava konusu 514 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden;
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi, infazı mümkün ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup, 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 sayılı Kanun) uyarınca köy tüzel kişiliğinin sona erdiği ve taşınmazın kurumlar arası devir yoluyla Hazine adına intikal ettiğine göre, İlk Derece Mahkemesince taşınmazın "Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmesi gerekirken "Köy Tüzel Kişiliği adına tesciline" karar verilmesi isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı - davalı Hazine vekilinin dava konusu 515,516,517,524 ve 513 parselin fen raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümlerine yönelik temyiz itirazlarının yukarıda "1" numaralı fıkrada açıklanan nedenlerle reddi ile hükmün ONANMASINA

2.Davacı - davalı Hazine vekilinin dava konusu 514 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının yukarıda "2" numaralı fıkrada açıklanan nedenlerle temyize konu hükmün 1. fıkrasının a bendinde yer alan "tespit gibi Köy Tüzel Kişiliği" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "Hazine" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.