Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2013 tarihli ve 2012/785 Esas, 2013/708 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2013 tarihli ve 2012/785 Esas, 2013/708 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 25.04.2017 tarihli ve 2015/5156 Esas, 2017/9924 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (I) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine, İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.11.2018 tarihli ve 2018/373 Esas, 2018/451 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık, atılı suçu işlemediğini belirterek hükmü temyiz etmiştir.

1.Suç tarihinde katılanı telefon ile arayan şahısların, bankada bulunan hesabından terör örgütü tarafından para çekilmeye çalışıldığını, bunun için yardımcı olmasını söyleyip, katılandan kendisinin ve eşinin cep telefonlarını istedikleri, daha sonra katılanın eşi olan tanık ...'ü 536 668 25 76 nolu telefondan arayan şahısların kendisini başsavcı olarak tanıtarak eşinin emniyette ifade verdiğini, şahısların yakalanabilmesi için evde 4 polisin arama yaptığını söylemeniz gerekiyor dedikleri, daha sonra katılanı arayarak bankadan 20.000 TL. çekmesini istedikleri, müştekinin ING Bank, İskenderun şubesinde bulunan hesabından 20.000 TL. çektiğini, bu arada sürekli açık tutmasını istedikleri telefondan katılanı eşinin telefonuna bağladıkları, tanık Sebahat'in de telefonda aldığı talimat üzerine evde 4 polis arama yapıyor şeklinde konuşunca katılanın, çekmiş olduğu bu parayı temyiz dışı sanık ... adına ING Bank 00223 şube kodlu İstiklal Caddesi şubesine havale ettiği ve aynı gün paranın sanık Murat tarafından hesaptan çekildiği, 01/11/2012 tarihinde Kayseride yakalanan şüpheli ...'in üzerine atılı suçu ikrar ederek, suça konu olayı sanık ... ile birlikte gerçekleştirdiklerini beyan ederek, çektiği parayı Yılmaz olarak adını bildiği temyiz dışı sanık ...'a verdiklerini, sanık ... ile temyiz dışı sanıkların bu şekilde katılanı kandırarak haksız menfaat temin ettikleri ve atılı dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunmuştur.

2.Sanık savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, dosyada mevcut banka dekontları, temyiz dışı sanık savunmaları, katılan beyanları ve tüm dosya kapsamından sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmiş, atılı suçu işlediği kanaatine varılarak mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

3.Bozmadan sonra, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde rapor düzenlendiği, katılanın uzlaştırma işlemlerinden sonra alınan ifadesinde de, zararının banka tarafından giderildiğini, sanık ile uzlaşmak istemediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.

4.Yapılan yargılama sonunda, temyiz dışı sanık ...'in 01/11/2012 tarihinde alınan ifadesinde suça konu olayı sanık ... ile birlikte gerçekleştirdiğini, çektiği parayı temyiz dışı sanık ...'a verdiğini, bu olaya İlyas'ın yönlendirmesi ile girdiğini, İlyas'ın paranın ING Bank'dan adına havale gönderildiğinin haber vermesi üzerine hesaba gelen parayı çektiğini söyleyerek samimi ikrarda bulunmuş olması, sanık ... alınan savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, olaya ilişkin tevil yollu beyanlarda bulunmuş olması, katılan ve tanığın tutarlı beyanları, sanık ile katılan, tanık ve temyiz dışı sanık ... arasında suç isnadına neden olabilecek mahiyette herhangi bir husumetin bulunmaması tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde sanığın aşamalardaki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu ve sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile, sanığın eylemine uyan ve suç tarihi itibarı ile lehine olan TCK'nun 157/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ve temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

1.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek, sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.11.2018 tarihli ve 2018/373 Esas, 2018/451 Karar sayılı kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.06.2024 tarihinde karar verildi.

Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.