Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın müsnet suçtan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağduru soyut beyanı dışında delil bulunmadığına, tanıkların görgüye dayalı bilgilerinin olmadığına ve dilekçesinde yer alan nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir.
1. 5271 sayılı Kanun'un 217/1. maddesinde “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” ve aynı Kanun'un 210/1. maddesinde ise “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez” hükümlerine yer verilmiş olup, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurun duruşmaya getirilerek iddiaya konu hususlarla ilgili dinlendikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Sanığın cinsel saldırı olarak kabul edilen eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 102/1-1.cümlesi uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesi yerine aynı Kanun'un 102/1. maddesi yazılması,
3. Tüm dosya içeriğinden, sanığın cinsel saldırı suçunu askerlik görevini yaptığı sırada ve askeri birlik içinde gerçekleştirdiği ve bu nedenle suçu insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlediği anlaşılan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 102/3-e maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini,
hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sanığın cezai miktar itibari ile kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye değişik gerekçe ile uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2024 tarihinde karar verildi.