Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2013 tarihli ve 2013/185 Esas, 2013/821 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 inci maddesi, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

2.Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2013 tarihli ve 2013/185 Esas, 2013/821 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 10.07.2017 tarihli ve 2015/11753 Esas, 2017/17923 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine, Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.04.2019 tarihli ve 2017/355 Esas, 2019/191 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi, 52 inci maddesi, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 820,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanık, atılı suçu işlemediğini belirterek hükmü temyiz etmiştir.

1.Suç tarihinde katılanın ikametinde bulunduğu sırada, 0 536 608 ... hat numaralı cep telefonunu 0 539 426 ... hat numaralı cep telefonundan arayan ve kendisinin savcılıktan aradığını söyleyen erkek bir şahsın, Halkbankasına ait hesabınızdan dolandırıcılar 54.000 TL para çekmek üzereler şahısları yakalamak üzereyiz, ancak bize yardımcı olman gerekiyor, söylediğimiz hesaba para gönderirsen bu parayı çektikleri sırada şüphelileri yakalayacağız diyerek katılanı yalanına inandırdıkları bunun üzerine katılanın Muğla PTT Şubesine giderek, arayan şahısların T.C. numarasını verdikleri sanık ... adına Antalya Güllük PTT Şubesi hesabına 9000 TL gönderdiği, paranın aynı gün sanık tarafından çekildiği, sanığın bu şekilde katılanı kandırarak haksız menfaat temin ettiği ve atılı dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunmuştur.

2.Dosyada mevcut PTT tahsilat makbuzundan ve gönderilen yazıdan katılan ... tarafından sanık adına 19/11/2012 tarihinde 9000 TL bedelli havale gönderildiği ve paranın aynı gün sanık tarafından çekildiği tespit edilmiştir.

3.Sanık aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı suçu kabul etmemiş ise de, özetle suç tarihinde yanına gelen tanımadığı şahısların isteği üzerine kimliğini verdiğini ve söz konusu parayı çekerek bu şahıslara verdiğini beyanla tevil yollu ikrarda bulunmuş olması, katılan beyanları, sanığın kendi adıyla ve imzasıyla parayı çektiğine dair dekont ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş ve sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

4.Bozmadan sonra, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.

5.Sanık tarafından, katılanın zararının giderildiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. Nitekim katılan da zararının giderilmediğini beyan etmiştir.

6.Yapılan yargılama sonunda, sanığın anlatılan şekilde katılanı kandırarak hesabına para yatırmasını sağladığı ve haksız menfaat temin ettiği, bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği kanaatine varılmış, sanığın aşamalardaki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun kabulü ile söz konusu olaya ilişkin suç tarihinin, 6763 sayılı Kanun ile TCK'nın 158 inci maddesinde yapılan değişikliklerden önce olduğu, sanığın eyleminin suç tarihi itibarı ile TCK'nun 157/1 inci maddesi kapsamında kaldığı, taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığı ve zararın da giderilmediği anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan ve suç tarihi itibarı ile lehine olan TCK'nın 157/1 inci maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ve temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delilerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.04.2019 tarihli ve 2017/355 Esas, 2019/191 Karar sayılı kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.06.2024 tarihinde karar verildi.

Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.