Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Merzifon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.07.2014 tarihli ve 2014/58 Esas, 2014/446 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca ( 4 kez) 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.Merzifon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.07.2014 tarihli ve 2014/58 Esas, 2014/446 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19.02.2020 tarihli ve 2019/11915 Esas, 2020/1553 Karar sayılı kararı ile;sanığın sahte olarak düzenleyip kullandığı 4 farklı reçetenin farklı tarihlerde düzenlenmiş ve kullanılmış olduğunun sabit olduğu anlaşılmakla, suçun mağdurunun kamu olduğu nazara alındığında sanığın fiillerinin zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu ve TCK'nin 43/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında 4 kez resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olması ve 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine, Merzifon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.11.2020 tarihli ve 2020/116 Esas, 2020/385 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafii, suçun yasal unsurlarının oluşmadığını, sanığın suç işleme kastının bulunmadığını belirterek, mahkumiyet kararının kaldırılması talebi ile hükmü temyiz etmiştir.

1.Sanığın tanık doktor ...'ın tanzim etmiş olduğu ve sadece reçete ile satılan Aferin Kapsul isimli ilacın da içerisinde bulunduğu reçeteyi bilgisayarda çoğaltarak tarihini değiştirdiği, doktorun imzasını taklit ederek eczaneden 02.07.2013,10.07.2013,22.07.2013 ve 19.08.2013 tarihlerinde 4 farklı sahte oluşturulmuş reçete ile parasını ödeyerek bahse konu ilacı aldığı, bu şekilde sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia olunmuştur.

2.Sanık aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı suçu kabul etmemiş ise de, yaklaşık 10 yıldır söz konusu hapı kullandığını, ilacı almak için sürekli reçete yazdırması gerektiğini, bu nedenle sürekli doktora giderek bununla uğraşmamak için doktorun yazdığı reçetenin tarihini değiştirerek bilgisayarda çoğaltıp çıkarttığını ve ilacı bu şekilde eczaneden ücretini ödeyerek reçeteyle ilacı aldığını beyanla atılı suçu tevil yollu ikrar ettiği anlaşılmıştır.

3.Sanığın tevil yollu beyanları, tanık beyanları, suça konu reçeteler, dosyada mevcut diğer deliller ve tüm dosya kapsamından sanığın atılı resmi belgede sahtecilik suçunu, farklı tarihlerde 4 kez işlediği kanaatine varılarak, TCK 204/1 Maddesi gereğince ayrı ayrı 4 kez iki yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4.Bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, toplanan deliller, sanık savunmaları, tanık beyanları, ve Yargıtay bozma ilamı ile tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; dosya kapsamında bulunan sahte reçete belge asılları üzerinde Yargıtay heyetince yapılan gözlemde de reçetelerin hepsinin farklı tarihli olarak düzenlendiği ve unsurları itibari ile belgelerin aldatma niteliğini haiz olduğunun belirtildiği, sanığın sahte olarak düzenleyip kullandığı 4 farklı reçetenin farklı tarihlerde düzenlenmiş ve kullanılmış olduğunun sabit olduğu anlaşılmakla, suçun mağdurunun kamu olduğu nazara alındığında sanığın fiillerinin zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kanaatine varılmış, sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanarak cezalandırılmasına karar verilmiş ve temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

5.Suça konu sahte reçetelerin adli emanetin 2013/279 sırasına kaydedildiği anlaşılmıştır.

1.Gerekçeli karar başlığında 22.08.2013 şeklinde hatalı gösterilen suç tarihinin "19.08.2013" tarihi olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
Kurulan hükümde, "davaya konu sahte oluşturulmuş reçetelerin" akıbeti hakkında karar verilmemiş olması isabetsizliğinin Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Merzifon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.11.2020 tarihli ve 2020/116 Esas, 2020/385 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına "Adli Emanetin 2013/279 sırasına kayıtlı olan belgelerin dosyada delil olarak saklanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.06.2024 tarihinde karar verildi.