Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Afyonkarahisar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2014 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 4 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na (5237 sayılı Kanun) eklenen (l) bendi uyarınca davaya bakma görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.01.2019 tarihli ve 2018/116 Esas, 2019/40 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 4 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına hükmedilerek, uzlaştırma işlemleri sonucunda tarafların edimin taksitlerle ödenmesi konusunda anlaşmaları nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 254 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

4.Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2019 tarihli ve 2019/620 Esas, 2019/599 Karar sayılı kararı ile sanığın, taksitle ödemeyi taahhüt ettiği edimin hiçbirini ödemediğine ilişkin katılanların 06.09.2019 havale tarihli dilekçe ile müracaat etmeleri üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 254 üncü maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, atılı suçu işlemediğine, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, ceza almamak için uzlaşmayı kabul ettiğine, katılanlarla anlaştığına ancak kendisine uzlaşma raporu ve banka hesap numaralarının bildirilmediğine, katılanlara borcu olmadığı hâlde ödeme yapmak istediği için tekrar uzlaşma imkânı verilmesine, fahiş ceza verildiğine, lehe olan hükümlerin uygulanması talebine ilişkindir.

1.Mahkemece; sanığın, kendini bakanlıkta danışman olarak tanıtıp katılan ...'i Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nda işe sokacağını söyleyerek katılanlardan para ve altın aldığı, sübut bulan eyleminin suç tarihine göre basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, böylece atılı suçu işlediğinden cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Sanığın üzerine atılı suçlamayı ikrar ettiği belirlenmiştir.

3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, dekont-makbuz örnekleri, kurumların cevabi yazıları, katılan ve tanık beyanları, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.

4.Uzlaştırma işlemlerinin uygulandığı, sanığın 10.000,00 TL edimi 30.03.2019 ilâ 30.11.2019 tarihleri arasında taksitle ödemesi konusunda tarafların uzlaştıkları, bunun üzerine Mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ancak sanığın edimin hiçbir taksitini ifa etmediği ve sonrasında hükmün açıklandığı anlaşılmıştır.

A. Tebliğname Yönünden
Uzlaştırmacı tarafından düzenlenen 12.11.2018 onay tarihli uzlaştırma raporuna göre, uzlaştırmacının cezaevinde kendisiyle yaptığı görüşmede sanığın, 2019 yılının üçüncü ayında cezaevinden çıkabileceğini ve katılanların zararını giderip altınları ve paralarını iade edeceğini ancak 2019 yılının üçüncü ayından on birinci ayına kadar vade istediğini beyan ettiği, bu talebin katılanlarca kabul edilmesi üzerine sanığın 10.000,00 TL edimi 30.03.2019 ilâ 30.11.2019 tarihleri arasında taksitle ödemesi konusunda tarafların uzlaştıkları, anılan raporun sanık tarafından da imzalandığı, nitekim sanığın 21.01.2019 tarihli duruşmada alınan beyanında, samimi bir şekilde suçunu kabul ettiğini ifade ederek katılan tarafla anlaştığını ve zararlarını uzlaştırma raporunda belirtildiği şekilde ödeyeceğini beyan ettiği, UYAP ortamında yapılan incelemede Afyonkarahisar Açık Ceza İnfaz Kurumunda çıktığı 12.03.2019 tarihinden Afyonkarahisar E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna alındığı 31.10.2019 tarihine kadar sanığın cezaevinde bulunmadığının anlaşıldığı, katılanların da sanığa telefon ile ulaşamadıklarını beyan ettikleri, esasen, hükmün tefhim edildiği 25.12.2019 tarihli duruşmada alınan beyanında sanığın, kimseye borcunun olmadığını, ancak ceza almamak için ödemeyi kabul ettiğini, yine de zararlarını gidermek istediğini, önceki karardaki gibi hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilerek kendisine bir defa daha hak tanınmasını talep ettiğini beyan ettiği incelenen dosya kapsamından anlaşılmış olup, sanığın, uzlaştırma raporu ile ödemeyi taahhüt ettiği edimi yerine getirmek konusunda samimi bir çaba içerisinde olmadığının belirgin bulunması karşısında, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

B. Sanığın Temyizi Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi birinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 34 üncü maddeleri uyarınca, ilk uzlaştırma teklifinin yapıldığı 24.10.2018 tarihinden tarafların edimin taksitle ödenmesi konusunda anlaşarak uzlaşmanın sağlandığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği 12.11.2018 tarihine kadar,
5271 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 14.02.2019 tarihinden hükmün açıklandığı 25.12.2019 tarihine kadar, dava zamanaşımı süresinin durduğu gözetilerek yapılan incelemede;

1.Mahkemenin gerekçesine olay ve olgular kısmının (1) numaralı paragrafında yer verildiği üzere mahkûmiyet hükmünün kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Aynı suç işleme kararının icrası kapsamında hareket eden ve çeşitli gerekçeler ileri sürerek değişik zamanlarda katılanlardan menfaat temin eden sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

3.Gerekçeli karar başlığında "16.06.2012" olarak gösterilen suç tarihinin "13.03.2012 ve öncesi" şeklinde mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların, eleştirilen husus dışında, doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünün (B) kısmında açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden, eleştirilen husus dışında, herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.06.2024 tarihinde karar verildi.