Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Bitlis ili Hizan ilçesi Ballı köyü çalışma alanında, 5304 Sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 Sayılı Kanun) ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) göre yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 110 ada 1 parsel sayılı 9.659.375,96 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasıfıyla Hazine 09.09.2006 tarihinde tespit edilmiş, bu tespitin kesinleşmesi üzerine 22.11.2012 tarihinde tespit gibi tapuya tescil edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Bitlis ili Hizan ilçesi Ballı köyü 110 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve davacının zilyetliğinde bulunan arazinin tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine dair önceki karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince; " yöntemine uygun şekilde orman ve zilyetlik araştırması yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi " gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, Bitlis ili Hizan ilçesi Ballı köyü 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişilerinin 17.12.2019 havale tarihli bilirkişi raporu ekinde A harfi ile gösterilen 119.262.06 m2'lik bölümünün Hazine adına orman vasfıyla kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Mal Müdürlüğü temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli ... getirildiği, imar ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı güne kadar 20 yıldan fazla süredir ekonomik amacına uygun olarak zilyet edildiği ve bu zilyetliğin halen sürdürüldüğü, taşınmazın öncesinde de davacının murisi tarafından tasarruf edildiği, terekenin paylaştırılması suretiyle davacıya miras bırakıldığı ve iktisabın şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince mahallinde icra edilen keşifler sonucu aldırılan bilirkişi raporlarında, dava konusu taşınmazın 1955 ve 1988 tarihli hava fotoğraflarında orman olarak göründüğü, taşınmazın eğiminin bazı yerlerde % 60 - 70 olduğu ve toprak ve orman muhafaza karakteri taşıdığı bildirilmiştir.
Buna göre, evveliyatı itibariyle orman olan yerlerin zilyetlikle kazanılmasının hukuken mümkün olmadığı, ayrıca keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişilerin, davacının 30 - 40 yıl önce dava konusu yerden göç ettiği, göç etmeden önce taşınmazı ekip - biçtiği, göçü takip eden ilk bir kaç yıl meyveleri toplamaya geldiği ancak ekip biçmediği, daha sonraları gelmeyi bıraktığı yönündeki beyanlarından, dava konusu taşınmazın tarla olarak kullanılan kısımlarını davacının iradi olarak terk ettiği, kalan kısımlarında ise taşınmazın miktarı ile taşınmazda bulunan ağaçların sayısı, yaşı ve cinsi dikkate alındığında ekonomik amaca uygun zilyetliğin mevcut olmadığı anlaşıldığından; İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesi yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bu nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.