İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2017 tarihli, 2017/9262 Esas No.lu iddianamesiyle sanık hakkında, şikâyetçinin iş yerinden cep telefonu ve tablet çalmasından dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 53,58,63. maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır.

2. Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.07.2017 tarihli ve 2017/477 Esas, 2017/268 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h-son maddesi uyarınca 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1. maddesi gereği hak yoksunluklarının uygulanmasına, 58. maddesi gereği cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 14.11.2017 tarihli ve 2017/2363 Esas, 2017/2334 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz istemi, TCK'nın 142/2-h maddesinin uygulanması gerektiği, tekerrüre esas ilâmın karar tarihi itibariyle üç yılı doldurduğundan tekerrüre esas olamayacağına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1.Sanığın, gündüz vakti 11.45 sıralarında, şikâyetçi tarafından işletilen iş yerine geldiği, şikâyetçinin bir anlık dalgınlığından istifade ederek tezgah altındaki vitrinden tablet ile şarjda takılı olan cep telefonunu çaldığı, suça konu tableti, hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen ...'e sattığı, suça konu cep telefonunun ise kolluk güçleri tarafından sanıkta ele geçirildiğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
2.20.05.2017 tarihli yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı dava dosyasında mevcuttur.

3.Sanık üzerine atılı suçlamayı ikrar etmiştir, şikâyetçinin aşamalarda beyanlarının alındığı tespit edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılması karşısında sanığın istinaf istemi yerinde görülmediğinden istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya kapsamına göre, hırsızlık eyleminin bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında suçunu oluşturduğu ve 5237 sayılı TCK'nun 142/2-h maddesi yerine yazım hatası yapılarak 142/2-h-son yazılmasının uygulamada bir isabetsizliğe yol açmadığı, tekerrüre esas alınan ilâmın uygulanmasının hukuka uygun olduğu anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 14.11.2017 tarihli ve 2017/2363 Esas, 2017/2334 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.