Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Anadolu 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.06.2018 tarihli ve 2017/188 Esas, 2018/378 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 24.06.2020 tarihli ve 2019/3261 Esas ve 2020/984 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanın istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz istemi; suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi aksi hâlde cezada indirim sebeplerinin uygulanması talebine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Sanığın, katılana ait (...) (...) 9653 plakalı aracı kiraladığı, ancak kira sözleşmesi bitiminde katılana teslim etmediği anlaşılmıştır.

2. Sanığın, katılana ait bir araç kiraladığını ancak sözleşmeye konu aracın iddia edilen plakalı araç olmadığını, il kodu ve harf grubu aynı fakat son rakam hanesi 6653 olan bir araç kiraladığını, bu aracı da Ahmet Ş. isimli kişiye kiraya verdiğini, bu kişinin aracı getirmediğinden şikâyette bulunduğunu, şikâyeti ile ilgili soruşma yapıldığını beyan ederek suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.

3. Katılanın aşamalardaki beyanları istikrarlıdır.

4. İlk Derece Mahkemesince sanığın savunmalarına itibarla sanık hakkında beraat kararı verildiği belirlenmiştir.

5. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

1. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.

2. Taraflar arasında uzlaştırma girişiminde bulunulduğu ancak uzlaşmanın sağlanamadığı dava dosyasında mevcut Uzlaştırma Raporu'ndan anlaşılmıştır.

3. Sanığın kullanıp iade etmek amacıyla katılanın yetkilisi olduğu ... Otelcilik Kiralama San. ve Tic. Ltd. Sti'den 29.09.2016 tarihinde kiralayarak teslim aldığı (...) (...) 9653 plakalı aracı, teslim tarihi olan 03.10.2016 tarihinde iade etmediği, katılanın yasal süre içerisinde şikâyette bulunduğu, sanık her ne kadar kendisinin kiraladığı araç plakasının 6653 ile bittiğini, bu aracı ise Ahmet Ş. isimli kişiye kiraya verdiğini, bu kişinin aracı getirmediğinden şikâyette bulunduğunu, şikâyeti ile ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/91016 sayılı soruşturma dosyasında soruşma yapıldığını bildirmiş ise de sanığın kiraladığı aracı başkasına kiraya verme hususunda yetkisinin bulunmadığı gibi dosya içerisine alınan bahsi geçen soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, keza sanığın başka yerlerde kiraladığı araçlarla ilgili hakkında yapılan başka soruşturma ve açılan kamu davalarında da benzer savunmalarda bulunduğu göz önüne alındığında sanığın savunmalarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğundan itibar edilmesinin mümkün olmadığı şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu belirlenmiştir.

Sanığa isnat edilen güveni kötüye kullanma suçunun, hükümden sonra, 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 24.06.2020 tarihli ve 2019/3261 Esas ve 2020/984 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.06.2024 tarihinde karar verildi.