Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkili ile davalıların murisi olan ... kızı ...’in 21.02.1985 tarihinde vefatı üzerine anılan muris üzerine tapuda kayıtlı 39 parsel sayılı taşınmazın taraflara intikal ettiğini, anılan taşınmazı murisin vefatından beri müvekilinin kullandığını, davalılardan ... ve ...'ın ... Asliye Hukuk Mahkemesi 1998/112 Esas 2000/66 Karar sayılı dosyası ile görülen dava ile muristen kalan taşınmazın tapuya kayıt ve tescili için dava açtıklarını ve bu davada dava konusu taşınmazın da tapuyu tescilini talep ettiklerini, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/112 Esas 2000/66 Karar sayılı dosyası ile 05.04.2000 yılında yapılan keşif sırasında tarafların sulh olduklarını ve o dosyanın davacıları olan ... ve ...'in dava dilekçesinin 2. bendinde bulunan taşınmazın ve 12. bendinde bulunan taşınmazın, 2000 m2'lik kısmının zilyetliğinin davalılar tarafından terk edilerek davacılara teslimine karar verilmiş olup, davacıların geri kalan taşınmazlarla ilgili miras paylarına yönelik tüm haklarından davalı ... lehine vazgeçtikleri şeklinde sulhun onanmasına karar verildiğini, bu kararın 04.05.2000 tarihinde kesinleştiğini, daha sonra 03.07.2001 tarihinde diğer iki mirasçı olan Hadiye ve Hacer'in de miras hisseleri hakkında sözleşme yaparak dava konusu taşınmazdaki hisselerini müvekkiline devrettiklerini, taraflar arasındaki bu anlaşmalar ve sulhlerden sonra taşınmazın mülkiyetinin ve zilyetliğinin müvekkiline geçtiğini, ancak bu güne değin taşınmazın tapu kaydının tapu sicil memurluğu önünde müvekkiline devir edilmediğini, açıklayarak bu nedenle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ... cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan, ..., ..., ..., ... ve ... yargılama aşamalarında davayı kabul ettiklerine dair beyanda bulunmuşlardır.
Mahkemece, “...TMK'nin 677. maddesine göre, terekenin tamamı veya bir kısım üzerinde miras payının devri konusunda yapılan yazılı sözleşmeler geçerlidir. Bilindiği üzere ve kural olarak, tapulu taşınmazların satış ve devrinin tapu memuru önünde resmi şekilde yapılması gerekmekte ise de, (743 sayılı TKM.nun 612) 4721 sayılı TMK’nin 677. maddesi, mirasçılar arasındaki pay satışına yazılı olması koşuluyla geçerlilik tanımıştır. Davacı ve bir kısım davalılar murisi arasında 03.07.2001 tarihinde ''miras hisseleri hakkında sözleşme'' başlığı ile yapılan sözleşmenin niteliği ve kapsamı itibariyle miras payının devri niteliğinde olup TMK'nin 677. maddesi hükmü uyarınca geçerlidir. Bu bakımdan senedin düzenlendiği tarihte miras bırakan adına kayıtlı olan elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi ve senette yazılı taşınmaz veya taşınmazlarda miras paylarının devri geçerlidir. Ancak mevcut olayımızda davaya konu sözleşmenin dava konusu taşınmaz maliki muris ile ilgisi olmayıp, muris ...' den intikal edecek taşınmazlara ilişkin olduğu açıktır. Dava konusu ... ilçesi, ... köyü, 39 parsel sayılı taşınmaz 29/08/1972 yılında kadastrosu yapılıp 04.05.1973 yılında kadastrosu kesinleşerek tapu kaydı ... adına tescil edilmiş taşınmazdır. Diğer taraftan dava konusu taşınmaz davacının dayandığı sözleşme kapsamında da yer almamaktadır. Yine davacının dayandığı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/112 Esas ve 2000/66 Karar sayılı ilamında da dava konusu taşınmaz yönü ile tarafları bağlayıcı kesin hüküm niteliğinde bir hüküm kurulmamıştır. Buna göre sözleşme kapsamını kabul etmeyen ... mirasçısı davalı ... yönünden taşınmazda davalının murisinin dava konusu taşınmaz maliki muristen intikal eden miras paylarını davacıya devrettiği ispatlanamadığından bu davalıya yönelik açılan davanın reddine, diğer davalılar açısından her ne kadar dava konusu nedenler ile söz konusu tapu iptal tescil davasının şartları oluşmasa da ... dışındaki davalılar dava konusu taşınmaz maliki murisin mirasçıları olup aşamalarda davayı kabul ettikleri yönünde beyanda bulunduklarından kabul hususu da 6100 sayılı HMK uyarınca davaya son veren taraf işlemlerinden olması sebebi ile ... dışındaki davalılara açılan davanın kabulüne karar vermek gerektiği..” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 39 parsel sayılı taşınmazda davalılar ..., ..., ..., ..., ...'e muris ...' den intikal eden hisseler yönünden tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, davalı ...'a yönünden davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava miras payının devri sözleşmesi ve sulh sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine dayalıdır.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre göre yerinde davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı vekilinin davalı ... lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarına yönelik temyiz itirazına gelince dava konusu taşınmazın keşfen belirlenen ve harcı ikmal edilen değeri 106.800,00 TL ve lehine davanın reddi kararı verilen davalılardan ...’ın taşınmazda kayıt maliki olan ... kızı ...’in mirasçısı olarak taşınmazda 2/30 oranında pay sahibi olması nedeniyle bu orana karşılık gelen dava değeri kısmı olan 7.120,00 TL üzerinden değerlendirme yapılarak ve karar tarihi olan 2015 yılı itibariyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi gereğince anılan davalı lehine 1.500,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlerdirme ile yazılı şekilde 2.136,00 TL. vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de zikredilen husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Temyiz olunan hükmün (2.) bentte açıklanan sebeple hüküm fıkrasının (4) nolu bendindeki “....2.136,00 TL vekalet ücretinin...” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına yerine “....1.500,00 TL vekalet ücretinin...” ibaresinin yazılmasına, HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1.) bentte açıklanan nedenlerle reddine, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.