İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak kurulan beraat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ifşa etmek suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 132/2 ve 53. maddeleri gereğince 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca duruşma açılmadan yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 303/1-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince "yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından yerel mahkemece sanığın mahkumiyetine ilişkin HÜKMÜNÜN KALDIRILMASINA ve yerine her ne kadar sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal etmek suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın atılı suçu işleme kastının bulunmadığı anlaşıldığından sanığın, CMK 223/2-c maddesi gereğince BERAATİNE" dair karar verilmiştir.

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz başvurusunun reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz istemi, eksik inceleme ve araştırma ile sanığın mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraatine dair hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

Hukuki veya son derece teknik hususlarla ilgili değerlendirmeler dışında duruşma açılarak karar verilmesi gerektiği yönündeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12.12.2023 tarihli ve 25952/18 numaralı Deliktaş/Türkiye kararında da vurgulandığı üzere, sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince mahkûmiyet hükmü kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesinin delaletiyle aynı Kanun'un 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; anılan Kanun hükmünün delil değerlendirilmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceği, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü bakımından ise 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi kararının açıklanan nedenlerle 5271 sayılı Kanunun 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304/2-b maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.06.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.