Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2015 tarihli ve 2015/259 Esas, 2015/426 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın parka oynamakta olan katılan mağdureyi yanına çağırarak yiyecek alma bahanesi ile markete götürerek dudağından öptüğünün kabulü ile çocuğun cinsel istismarı suçundan, lehe olduğu anlaşılan 6545 sayılı Kanun öncesi yürürlükteki haliyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/1,62 ve 53. maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir.
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Çocuğun cinsel istismarı suçundan alt sınırdan ceza tayini ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dosya kapsamına uymayan gerekçe ile beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Katılan mağdurenin istikrarlı beyanları karşısında sanığın adı geçeni dondurma alma bahanesi ile markete götürerek cinsel istismar eyleminde bulunduğunun anlaşılması karşısında hile kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyet kararı yerine beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1.Hükümden önce 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 58,59,60 ve 61 inci maddeleri ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarla ilgili 5237 sayılı Kanun'un 102,103,104 ve 105 inci maddelerinde değişiklikler yapılması karşısında, aynı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" düzenlemesi nazara alınıp, sanığın katılan mağdurenin dudağından öpmesi şeklindeki eyleminin sarkıntılık aşamasında kalıp kalmadığının da tartışılması ile lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili maddeleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi suretiyle yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Sanığın, suç tarihinde kayda göre yedi yaşında bulunan katılan mağdurenin parkta oynadığı sırada seslenerek yanına çağırıp yiyecek alma bahanesi ile markete götürerek anılan mahalde dudaklarından öpmesi karşısında sanığın kabul edilen eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturacağı gözetilerek mahkûmiyet hükmü yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Kabul ve uygulamaya göre de; sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümde, atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı gerekçesiyle beraat hükmü kurulurken uygulama maddesi gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 230 uncu maddesinin ikinci fıkrasına muhalefet edilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.
Asliye Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararı ve görevli Mahkemenin belirlenmesine dair Yargıtay ilâmı ile duruşma gününü bildirimine dair tebligatların sanığa bizzat tebliğ edilmesi ile 5271 sayılı Kanun'un 176/4. maddesinde düzenlenen bir haftalık süreye riayet edilerek sanığın sorgusunun yapılması karşısında Tebliğname'deki diğer görüşlere iştirak edilmekle birlikte Asliye Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararı okunmadan sanığın sorgusu yapılmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 191/3-b maddesine aykırı davranıldığı gerekçesi ile bozma isteyen görüşe iştirak olunmamıştır.
Gerekçede açıklanan nedenlerle; Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan mağdure vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2024 tarihinde karar verildi.