Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında mahkemece kurulan 18.02.2009 günlü mahkumiyet kararının süresinde temyiz edilmemesi üzerine, 03.04.2009 tarihinde kesinleştirilmesinin yapılmasından sonra, müdafisi tarafından eski hale getirme ve temyiz talebinde bulunulduğu;
Bu kapsamda; sanığın yokluğunda verilen 18.02.2009 tarihli hükmün, sorguda bildirmiş olduğu adresten taşınmış olması nedeniyle tebliğ edilmemesi üzerine, Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine uygun araştırma yapılmasından sonra anılan madde uyarınca bu adrese tebliğ işleminin yapılması gerektiği halde, nüfusa kayıtlı olduğu adreste oturan babasına 26.03.2009 tarihinde tebliğ edildiği, ancak sanığın babasından farklı bir adreste ikamet ettiğine ilişkin beyanının ... İlçe Nüfus Müdürlüğü'nden alınmış ikametgah belgesi ile kolluk kuvvetleri tarafından yapılan araştırma neticesinde tutulan tutanakla doğrulandığının ve bu adresine hiç tebligat yapılmadığının anlaşılması karşısında, sanık müdafiinin eski hale getirme talebinin haklı, 27.05.2009 günlü temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Suç tarihi olan 11.11.2004’ten temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 17.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.