Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Bakırköy 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.04.2014 tarihli ve 2013/432 Esas, 2014/213 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi, 52 inci maddesi, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

2.Bakırköy 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.04.2014 tarihli ve 2013/432 Esas, 2014/213 Karar kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 16.11.2017 tarihli ve 2017/24285 Esas, 2017/23578 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine, Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2019 tarihli ve 2018/51 Esas, 2019/287 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 inci maddesi, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 1.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğine, mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Suç tarihinde sanığın, Esenler Otogarında Börekçilik yapan katılanın iş yerine gelerek kendisini hava limanında çalışan Gümrük Muhafaza memuru olarak tanıtarak istersen Sony marka Televizyon ve Iphone 3 marka cep telefonu alabileceğini 1000 TL'ye verdiklerini beyan ettiği ve katılanın, sanığın yaptığı bu teklifi kabul ederek sanık ile birlikte Atatürk Hava limanına gittikleri ve sanığın katılana sen bana 1010 TL ver 10 TL si makbuz için sen beni burada bekle dediği, parayı alarak yanından uzaklaştığı ve geri gelmediği, sanığın yakalanarak alınan ifadesinde üzerine atılı suçlamayı tevilli olarak ikrar ettiği, bu şekilde katılanı kandırarak haksız menfaat temin ettiği ve atılı suçu işlediği iddia olunmuştur.

2. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, katılandan anlatılan şekilde para aldığına dair tevil yollu ikrarda bulunduğu anlaşılmıştır. Sanık savunmaları, katılan beyanları ve tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediği kanaatine varılarak atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.

3.Bozmadan sonra, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.

4.Mahkeme tarafından, uzlaştırma işlemlerinin sonuçsuz kalmasından sonra sanığın zararı giderme talebi üzerine sanığa 2 celse daha süre verildiği, ancak sanığın son duruşmaya kadar katılanın zararını gidermediği tespit edilmiştir.

5.Yapılan yargılama sonunda, sanığın aşamalarda alınan savunmalarında, çelişkili beyanlarda bulunduğu, katılanın kendi menfaati doğrultusunda kendisini suça teşvik ettiğini söylemiş ise de, katılandan televizyonu almak için para aldığını kabul ettiği, zararı gidermek istediğini savunduğu, sanığa zararı gidermek için pek çok kez süre verilmesine rağmen zararı gidermediği anlaşılmakla, sanığın hileli eylemlerle, katılanı kandırmak suretiyle haksız menfaat elde ettiği ve bu şekilde suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan TCK 157. maddesinde düzenlenen “basit dolandırıcılık” suçunu işlediği kanaatine varılarak temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile düzeltilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;

2.Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2019 tarihli ve 2018/51 Esas, 2019/287 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kurulan hükme yönelik aleyhe temyizin bulunmadığı, mezkûr Mahkeme ilâmı ile sanık hakkında hükmolunan netice cezanın, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrasında yer alan; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz." şeklindeki düzenleme uyarınca sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiği, nitekim Hukukî Süreç başlığı altında bilgilerine ve içeriğine yer verilen Yargıtay bozma ilâmı ile sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına karar verildiği gözetilmeksizin bozma üzerine yapılan yargılamada netice ceza yönünden daha ağır hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Gerekçe bölümünde 2. paragrafta açıklanan nedenle Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2019 tarihli ve 2018/51 Esas, 2019/287 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği, hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulandığı paragraftan sonra gelmek üzere "1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının korunmasıyla sanığın 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına," cümlesinin eklenmesi ve diğer kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.06.2024 tarihinde karar verildi.

Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.