Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bozma üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Yerel Mahkemenin kararıyla sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; imara aykırı olduğu iddia edilen sundurmayı kaldırdığına, buna ilişkin olarak fotoğraf ve ekli belgeleri sunduğuna, yapı kayıt belgesi alması gerekmediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, vesaire ilişkindir.
Şüphelinin imar yönetmeliğine ve onaylı projesine aykırı olarak izin ve ruhsat almaksızın 30,35x4,40 ebatında demir profil kaide üzerine sundurma yaptığı iddiasıyla açılan davada sanığın atılı suçu işlediği, kabul olunmuştur.
Sanığın Temyiz Nedenleri ve Sair Yönlerden Yapılan İncelemede
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrasında "Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran." kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup 3194 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinde "Bina, kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme ve dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır." şeklinde açıklanmıştır.
Somut olayda; sanığın bilirkişi raporu ile dosyada mevcut fotoğraflara göre bina vasfında olmayan ve taşıyıcı sistemi de etkilemeyen ön cephesi açık sundurma yapması şeklindeki eyleminin, imar kirliliğine neden olma suçunun yasal unsurlarını oluşturmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle mahkûmiyetine karar verilmesi,
2.Kabule göre de;
Sanığın savunmasında suça konu sundurmayı kaldırdığını belirtmesi karşısında, bu imalatın sanık tarafından yıkılıp yıkılmadığının araştırılması, yıkılmış ise bu işlemlerin ilgili belediye tarafından gerçekleştirilmiş olması halinde, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki düzenlemeden faydalanabilmesi için, yıkım masraflarını karşılayıp karşılamadığı ve sanığa yıkım masrafları açısından katılan ... tarafından bildirimde bulunulup bulunulmadığı belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.05.2024 tarihinde karar verildi.