Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Kadastro sırasında, ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 180 ada 12 parsel sayılı ve 7183,52 metrekare yüzölçümlü taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar ... ve ..., irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tapu iptali ve murisleri ... adına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli ... ada 12 parsel sayılı taşınmazın 22.01.2015 tarihli fen bilirkişisi heyeti raporunun haritasında (A) (3.807,53 metrekare) ve (C) (613,69 metrekare) harfleri ile gösterilerek koordinatları belirtilen kısımların Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile bu parsellere ayrı ayrı parsel numarası verilerek tarla vasfı ile ... mirasçıları adına hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespit gününden önceki sebebe dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasıdır. Davacı ... ve ..., çekişmeli taşınmazın murisleri ...'dan intikal ettiğini ileri sürerek mirasçıları adına tescil istemi ile terekeye karşı üçüncü kişi konumunda bulunan kayıt maliki Hazine aleyhine dava açmışlardır. Ölüm tarihi itibariyle terekesi TMK'nın 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu kuşkusuz olan murisin, dosya arasında bulunan nüfus kayıt örneğine göre davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmaktadır. TMK: 701 maddesinde yer alan düzenlemeye göre elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin payı taşınmazın tamamına yaygındır. TMK'nın 702/2. maddesinde de yapılacak tasarrufi işlemlerde mirasçıların oybirliğinin aranacağı hükme bağlanmıştır. Dava açılması da bir tasarrufî işlem olduğuna göre kural olarak üçüncü kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte dava açmaları ya da anlaşma sağlanamaz ise terekeye temsilci atanmak suretiyle dava açılması gerekir. Somut olayda davalı Hazine, murisin terekesi karşısında 3. kişi durumunda bulunduğuna göre, davada aktif dava ehliyetin varlığı dava şartlarından olup, mahkeme hakimince yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi bunun içinde davada yer almayan diğer mirasçıların da yöntemine uygun bir biçimde muvafakatlerinin veya davaya katılmalarının sağlanması ya da TMK'nın 640. maddesi uyarınca miras ortaklığına bir temsilci atanarak onun huzuruyla yargılamaya devam edilmesi gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle davacı tarafa; davada yer almayan diğer mirasçıların yöntemine uygun bir biçimde muvafakatlerinin alınması, davaya katılmalarının sağlanması veya TMK'nın 640. maddesi uyarınca miras ortaklığına bir temsilci atanmasını sağlamak üzere süre ve imkan tanınmalı ve bu şekilde aktif dava ehliyetindeki eksiklik giderilerek dava şartının sağlanması halinde işin esasına girilerek, tarafların iddia ve savunmaları dorultusunda tüm delilleri toplanıp birlikte değerlendirilmek suretiyle soncuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin davanın esası hakkında yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
17.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.