Davacıların davasının kabulüne, asli müdahillerin davasının reddine
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davacıların davasının kabulüne, asli müdahillerin davasının ise reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili ile asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Antalya ili Alanya ilçesi ... Mahallesinde bulunan, sınırlarını bildirdiği ve ekli krokide gösterilen 2.500 m² yüzölçümündeki taşınmazın, 1957 yılında yapılan genel arazi kadrosu sonucu tapulama harici bırakıldığını, taşınmazın müvekkilleri tarafından ...'dan satın alındığını, ...'nın da bu taşınmazı ... Çomak'tan satın aldığını, müvekkilerinin eklemeli zilyetlik de dahil satın aldığı tarihten itibaren taşınmazın malik sıfatı ile zilyedi olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Asli müdahiller ... ve ..., davacılara satılan taşınmazın babaları ... Çomak’a ait olduğunu, akli melekeleri yerinde değil iken satış işleminin yapıldığını belirterek, davaya katılmışlardır.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlar, Hazine karşı tescil talebinde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "asli müdahillerin davasının reddine, davacıların davasının ise kabulüne, Alanya ilçesi ... beldesinde bulunan teknik bilirkişiler ... ..., ... ... ve ... ' in 24.02.2014 tarihli raporlarında (A) harfi ile gösterdikleri 2.500 m²'lik yerin davacılar ... ile ... adına tapuda 1/2'şer hisse ile adlarına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili ile asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.02.2018 tarihli ve 2017/6696 Esas, 2018/582 Karar sayılı ilamıyla; "TMK'nin 713/4. maddesine göre ilan yapılmadığı, 6360 sayılı Kanun gereğince Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığına husumet yöneltilmediği, usulüne uygun orman araştırması ve zilyetlikle kazanım koşullarının da araştırılmadığı belirtilip, anılan eksikliklerin giderilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; "Mahkemece bozma kararına uyulduğu, öncelikle çevre taşınmazlara ilişkin kadastro tutanakları ve hüküm dosyalarının dosya arasına alındığı, tekrar keşif yapıldığı, taşınmazda yoğun emek sarf edilerek teraslama yapıldığı, üzerinde ekin olmadığı, yol sınırında olduğunun görüldüğü, davacı tanıklarının daha önce mahkemede vermiş oldukları beyanlarını aynen kabul ettikleri, mahalli bilirkişi ... Çelik'in kendisinin hasta olduğunu, yeri ...'ın ektiğini ifade ettiği, önceki beyanlar incelendiğinde mahkemenin önceki kararında da açıklandığı üzere davacı tanıklarının yerin ...'ya ait olduğunu, 2006 yılında taşınmazın harici satış sözleşmesi ile satıldığını ifade ettikleri, mahalli bilirkişi ... ise yerin ... 'a ait olduğunu daha sonra ...'ya sattığını ifade ettiğini, hüküm dosyalarından anlaşıldığı kadarıyla bir kısım çevre taşınmazların daha sonra mahkeme kanalıyla kişiler üzerine tescil edilmiş olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi raporunda da dava konusu yerin orman sınırı dışarısında bulunduğu, 1978 yılına ait hava fotoğraflarında teraslar bulunan ziraat alanı içerisinde bulunduğu, 1986 ve 1988 tarihli hava fotoğraflarında da aynı şeklide ziraat alanı içerisinde bulunduğuna ilişkin rapor sunulduğu, Yargıtay bozma ilamından sonra alınan raporlarda çevre taşınmazların bir kısmının da tescil davası neticesinde kişiler üzerine tescilinin sağlandığı, taşınmazın özel mülkiyete tabi yerlerden olduğu, hava fotoğraflarında da 1978 yılından itibaren zirai tarıma başlandığı, teraslandığı, keşif mahallinde ve duruşmada dinlenen tanıklar da yeri ...'nın davacıya sattığı, imar ihya edildiği, müdahil davacıların talebinin, ... ve davacılar arasında muvazaanın ispatlanamadığı" gerekçesiyle, asli müdahillerin davasının reddine, davacıların davasının kabulüne, Alanya ilçesi ... Beldesinde bulunan teknik bilirkişiler ... ..., ... ... ve ... ' in 24.02.2014 tarihli raporlarında (A) harfi ile gösterdikleri 2.500 metrekarelik yerin davacılar ... ile ... adına 1/2' şer hisse ile adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiştir.
tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 12.08.1987 tarihinde ilân edilip kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1957 yılında yapılmış, dava konusu yer orman olarak tapulama harici bırakılmıştır.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, asli müdahiller vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince; İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usûl ve kanuna aykırılık oluşturmaktadır.
Şöyle ki; dava konusu edilen yerin 1987 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında kaldığı anlaşılmış ise de; bu tarihle, davanın açıldığı 2006 yılı arasında 20 yıllık süre geçmiş olmadığından taşınmazın tahdit yapılmadan önceki hukuki durumunun, diğer bir deyişle, orman olup olmadığının ve sürdürülen zilyetliğe değer verilip verilemeyeceğinin tespitinin zorunlu olduğu, bu doğrultuda bozma ilamında en eski tarihli hava fotoğraflarının incelenmesi suretiyle taşınmazın öncesinin orman olup olmadığının belirlenmesi gereğine değinilmiş olmasına rağmen; İlk Derece Mahkemesince aldırılan raporda, 1978 tarihli hava fotoğrafının incelendiği anlaşılmış olup, anılan hava fotoğrafının taşınmazın öncesi itibariyle orman olup olmadığını belirlemede yeterliliği bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için; 1956 yılı hava fotoğrafı ve bu hava fotoğrafı esas alınarak üretilen memleket haritası ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, 1956 tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritası fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafı ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafı ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte anılan memleket haritası ve hava fotoğrafı üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Dava konusu edilen yerin yukarıda belirtilen araştırma sonucu orman olmadığının anlaşılması durumunda ise, davacılar yararına davanın açıldığı 2006 tarihinden geriye doğru zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünülmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usûl ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asli müdahiller vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden ... ile ...'tan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.