Mahkumiyet
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Dairemizin 2021/16694 Esas sayılı dosyasıyla bağlantılı bulunduğu anlaşılmakla birlikte yapılan incelemede;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08.03.2018 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında bağlantılı dosya sanığı ... ile birlikte işlediği silah ticareti suçundan 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un (6136 sayılı Kanun) 12 nci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü, 54 üncü ve 63 ncü maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır.
2. İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.11.2018 tarihli kararı ile sanık ...'un beraatine, bağlantılı dosya sanığı ...'in silah ticareti suçundan 6136 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi ve 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 6 yıl 8 ay hapis ve 20.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 30.12.2019 tarihli kararı ile bağlantılı dosya sanığı ... hakkında kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, sanık ... hakkında kurulan beraat hükmünün ise duruşmalı yapılan inceleme sonucunda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 21.10.2020 tarihli kararı ile kaldırılarak, sanığın silah ticareti suçundan 6136 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince 6 yıl 8 ay hapis ve 20.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanık savunmalarının hayatın olağan akışına uygun bulunduğuna, sanığın mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, suçun sübutuna ve şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine ilişkindir.
Dava konusu olay, bağlantılı dosya sanığı ...'in annesi olan ...in kolluğa müracaat ederek, sanık ... ile birlikte ikamet ettikleri evin bahçesinde bulunan aracın altına gizlenmiş karton içindeki siyah poşetlerde çok sayıda silah bulunduğunu bildirmesi üzerine, kolluk görevlilerince eve gelindiği ve sanığın 15 adet tabancayı polise teslim ettiği, alınan kriminal rapora göre silahların 6136 sayılı Kanun kapsamında bulunduğu, sanığın silahları saklaması için kendisine diğer sanık ...'un verdiğini söylediği, sanık ...'un ise kendisiyle husumeti bulunan diğer sanığın kendisine iftira attığını, diğer sanığın uyuşturucu bağımlısı, annesinin ise akli melekeleri yerinde olmayan bir kişi olduğunu beyan ettiği olayda ele geçirilen silah miktarı ve dosya kapsamına göre sanıkların silahları satmak amacıyla bulundurdukları ve bu şekilde atılı suçu işledikleri iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
Bağlantılı dosya sanığı ...'in silah ticareti suçundan 6136 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık ... hakkında ise; ''Ceza yargılamasında mahkûmiyet kararı verilebilmesi için davaya konu suçun bizzat sanık tarafından işlenmiş olduğunun kesin delillerle ispat edilmiş olması gerekir. Suçluluk konusundaki şüphe sanık lehine değerlendirilmelidir. Suçluluğu kesin delillerle ispat edilmedikçe bu konudaki şüpheye dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilemez. Toplanan deliller tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı bulunan suçu işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulumadığı anlaşılmaktadır.
Nitekim; sanık aşamalarda ısrarlı ve istikrarlı savunmalarında üzerine atılı bulunan suçu inkar etmiştir. Sanığın aleyhine olan tek delil diğer sanık ...'ın suça konu silahları sanık ...'un kendisine bırakmış olduğu yönündeki beyanıdır. Olayın yani suça konu silahların sanık ... tarafından sanık ...'a bırakılmış olduğuna dair görgü tanığı olmadığı gibi sanık ... ile sanık ...'in 21/10/2017 tarihinde telefonla görüştüklerinin, tespit edilmesinin de sanık ...'in suça konu silahları sanık ...'a bırakmış olduğuna dair somut delili olmayacağı açıktır....sanığın üzerine atılı bulunan suçu işlemediği yönündeki savunmasının aksininin kanıtlanamadığı, diğer bir ifade ile sanığın üzerine atılı bulunan suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, bu durumun da 'Şüpheden sanık yararlanır' şeklindeki temel ceza hukuku ilkesi gözetildiğinde, sanık lehine değerlendirme yapılmasını zorunlu kıldığı anlaşıldığından, yüklenen suçtan sanığın beraatine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.'' şeklinde açıklanan gerekçeyle sanığın beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
Bağlantılı dosya sanığı ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilirken sanık ... hakkında ise;
''Sanık ...'un, olay tarihinde HTS kayıtlarına yansıyan biçimiyle diğer sanık ...'ı aradığı, aralarında 8 saniyelik bir görüşmenin gerçekleştiği, sanık ...'ın beyanına göre sanık ...'in kendisine evde olup olmadığını sorduğu, evde olduğunu söylemesi üzerine "Bekle geliyorum" diyerek telefonu kapattığı, bir araya geldiklerinde kendisine içinde silahların bulunduğu kutuyu verdiği, sanık ...'ın bu silahları sanık ... adına bir süre evinde sakladığı anlaşılmıştır.
HTS kayıtlarına yansıyan telefon görüşmesinin tarihinin ...'in beyanlarında belirttiği arama günü ile örtüştüğü görülmektedir.
Sanık ... kovuşturma sırasında yakalama emri üzerine alınan ifadesinde; sanık ...'ın silahlarla ilgili kendi ismini verme gerekçesi olarak, olaydan 2 yıl önce ...ı uyuşturucu kullandığı için dövmesini göstermiştir. O gün için bu olayın karakola yansımadığını beyan ettiği de görülmektedir. ...ın çalıştığı işyerinin sahibinin eşinin talebi üzerine gerçekleşen bu konuşma ve sonrasındaki darp olayının aradan 2 sene geçtikten sonra ...tarafından, sanık ... aleyhine suç isnadına gerekçe gösterilmesi hayatın olağan akışına uygun bulunmamıştır. Bir başka deyişle ...ın o an kolluğa başvurmayıp 2 sene beklemesi mantıklı değildir.
Diğer yandan Dairemizce alınan ifadesinde sanık ...'in, 2 yıl içinde ...ile bir kez telefon ile görüştüğünü, arama sebebinin de ...ın deynekçi olarak çalıştığı taksi durağından bir yakını için taksi göndermesini istemek olduğunu, bahse konu işi ...a kendisinin temin ettiğini beyan ettiği görülmüştür. Sanığın ...'in işe girmesini sağlayacak kadar tanıdığı bir kişiyi 2 sene boyunca bir kez araması, aradığı gün ve saatin de her nasılsa ...ın içeriğini beyan ettiği ve silahların teslim edilmeden hemen önceki bahse konu görüşme olması, taksi çağırmak için taksi durağının kendi telefon numarası varken deynekçisinin telefonunun aranması, deynekçinin daha önce 2 yıl boyunca taksi çağırmak veya başka bir sebeple de olsa hiç aranmamış olması sanığın savunmalarının tutarlılığı üzerinde ciddi şüphelerin oluşmasına neden olmuştur.
Dairemizce tanık sıfatıyla dinlenen ... ve ...'ın aşamalardaki beyanları da dikkate alındığında, sanık ...'un iddianameye konu silahları ticaretini yapmak amacıyla birlikte hareket ettiği sanık ...'e saklaması için verdiği ve bu suretle üzerine atılı suçu işlediği anlaşıldığından cezalandırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur'' şeklinde açıklanan gerekçeyle sanığın silah ticareti suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sanıklar ... ve ... hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08.03.2018 tarihli iddianamesi ile açılan davada, İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2018 tarihli kararı ile sanıklardan ...'in silah ticareti suçundan mahkumiyetine, sanık ...'un ise beraatine karar verildiği anlaşılmıştır. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 30.12.2019 tarihli kararı ile sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilirken, aynı kararda sanık ... hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine duruşma açılmasına karar verildiği ve ayrı dosyada duruşmalı yapılan inceleme sonucunda, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 21.10.2020 tarihli kararı ile sanık ...'un da silah ticareti suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
Aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunan uyuşmazlıklar için Bölge Adliye Mahkemesince sanıklardan ... hakkında yapılan incelemenin de duruşma açılarak yapılması suretiyle her iki sanık hakkında, aynı yargılamada savunmalar birlikte alınıp, tanıklar birlikte dinlenerek, tüm delil ve beyanlar birlikte değerlendirilip, dava konusu suçun vasfı da gözetilerek yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde ayrı ayrı inceleme yapılarak karar verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 21.10.2020 tarihli ve 2019/5198 Esas, 2020/2012 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, sair yönleri incelenmeksizin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.05.2024 tarihinde karar verildi.
...