Davanın kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "Mahkemece (A) harfiyle işaretli bölüm yönünden davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosya içinde bulunan orijinal kadastro paftası örneğine göre çekişmeli taşınmazın kısmen yolda kaldığı kanısının oluşmasına karşın mahkemece çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle yol olup olmadığı araştırılmadığı gibi hükme alınan ziraat bilirkişi raporunda da çekişmeli taşınmaz üzerindeki imar ve ihyanın ne zaman tamamlandığının açıklanmamış olması nedeniyle inceleme ve araştırmanın hükme yeterli olmadığı, TMK'nin 715. maddesinde yolların kamu malı olduğunun açıklandığı, kamu malı niteliğinde bulunan bir yerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi ve özel mülkiyet şeklinde de tapuya tescilinin mümkün olmadığı, ancak, terk edilmek suretiyle veya güzergah değişikliği nedeni ile ortaya çıkan yol fazlalıklarının, terk edilmiş yolların ve kapanmış yolların koşulları gerçekleştiği takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi mümkün bulunduğundan taşınmazın önceki niteliğinin ve sonraki durumunun kesin olarak belirlenmesi, terk edilmiş yol veya yol fazlası olup olmadığının araştırılmasının gerektiği, hal böyle olunca; mahkemece, mahallinde yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının HMK'nin 243 ve 244. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, aynı Kanun'un 259. maddesi uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenilmeleri, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nin 261. maddesi gereği aykırılığın giderilmesine çalışılması, bu şekilde dava konusu taşınmazın üzerindeki müştemilat inşa edilmeden önce kadim yol veya terk edilmiş yol ve kapanmış yol olup olmadığı, dava konusu yerin hangi tarihte davacı ya da satın aldığı kişi tarafından imar ve ihyasına başlanıldığı, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdükleri ve hangi tarihte tamamlandığı duraksamaya mahal vermeyecek biçimde saptanması, bundan ayrı daha önce bilgisine başvurulmayan bir ziraat bilirkişisinden taşınmazın niteliği, imar ve ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı, kültür ve tarım arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar ve ihya işlemi tamamlanmış ise, hangi tarihte tamamlandığı konusunda tarafların ve Yargıtayın denetimine açık gerekçeli, karşılaştırmalı, bilimsel nitelikte rapor istenmesi, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilesi usûl ve kanuna aykırı olduğuna" değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonunda dava konusu taşınmazın imar ihyasının 1980 yılında tamamlandığı ve o tarihten sonra davacı tarafça tarım arazisi olarak aralıksız ve çekişmesiz malik sıfatıyla kullanıldığı, taşınmazın öncesinde yol olmadığı, hava fotoğrafında görülen yolun dava konusu taşınmazın batı sınırı tarafında olduğu, toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesi sonunda 4721 Sayılı TMK'nin 713. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının davacı lehine oluştuğu” gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararın ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.