Davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 7. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili ve davalı ... vekili
tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında Erzurum ili Merkez ilçesi Dereboğazı Köyü çalışma alanında bulunan 1899 parsel sayılı 7200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1617 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu'nun (1617 sayılı Kanun) 20 nci maddesi ile değiştirilen ve tespit tarihinde yürürlükte olan 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun (766 sayılı Kanun)
33 üncü maddesi gereğince 50 dönümü aştığından çayır vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Kadastro Komisyonunca ...'in itirazı kabul edilerek; tapu kaydı, vergi kaydı ve zilyetlik nedeniyle taşınmazın 1/2'şer hisseyle ... ve ... adlarına tespitine karar verilmiştir.

Davacı Hazine vekili; davalılara ait tapu kaydının dava konusu 1899 parsel sayılı taşınmaza uymadığını, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 03.02.2005 tarihli ve 2004/4428 Esas, 2005/197 Karar sayılı kararıyla bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Davalı tarafın dayandığı tespite esas tapu kaydının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ve haritasıyla birlikte getirtilmesi, dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediğinin Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanması, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, dayanılan tapu kaydının yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkşi eliyle yerine uygulanması, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmesi, dava konusu taşınmazın dayananılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığının duraksamasız saptanması, dava konusu taşınmazın tümü ya da bir bölümünün dayanılan kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılması" gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak; "Mahalli bilirkişi ve tanıkların ittifakla ortaya koyduğu beyanlara göre; dava konusu taşınmazı, Dereboğazı köyü halkının, hayvanlarını otlatmak amacıyla kullandığı, keşif neticesinde tanzim edilen fen bilirkişi ve ziraat bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen raporların da bu beyanları destekler mahiyette olduğu, fen bilirkişi raporunda davalı tarafın dayandığı tapu kaydının dava konusu parseli kapsadığı yönünde bir değerlendirme yapılamadığı, fakat tevzi paftasında yer alan 27 nolu parselin dava konusu taşınmazı kapsadığı, dolayısıyla mera alanı içerisinde kaldığının teknik bilirkişi raporu ile de ortaya konulduğu, ziraat bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen raporda da, davaya konu taşınmazın uzun yıllardır hayvan otlatmak suretiyle kullanıldığı, yıllardır üzerinde herhangi bir faaliyet olmaması nedeniyle arazi üzerindeki taşlılığın arttığı, arazinin mera vasfında olduğunun belirtildiği" gerekçesiyle davacı Hazinenin davasının reddine, çekişmeli 1899 parsel sayılı taşınmazın 19.11.1980 tarihli ve 1980/82 Esas sayılı Komisyon kararının işbu taşınmaz bakımından olan kısmının iptali ile mera vasfı ile ... adına sınırlandırılmasına ve mera özel siciline kaydına karar verilmiş; iş bu karar, davacı Hazine vekili ve davalı ... mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince davalı tapusunun dava konusu taşınmaza uymadığı, taşınmazın mera vasfında olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.

Öncelikle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 inci maddesi uyarınca, davanın taraflarının kararda doğru ve eksiksiz şekilde gösterilmeleri gerekir. Dava konusu taşınmazın kadastro tespiti müştereken ... ve ... adına yapılmış olup, davacı Hazinenin dava dilekçesinde davalı olarak da gösterilmediği halde, davada taraf sıfatı bulunmayan Dereboğazı Köyü Tüzel Kişiliğinin (6360 sayılı Kanun gereğince tüzel kişiliğinin sona ermesiyle Palandöken Belediye Başkanlığının) mahkemece davaya dahil edilerek karar başlığında davalı olarak gösterilmesi doğru değildir.

Diğer taraftan; dava konusu 1899 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 19.11.1980 tarihli Komisyon Kararında, 111 sıra numaralı tapu kaydı ve 1937 tarih 804 tahrir sayılı vergi kaydına istinaden davalılar adına tespit kararı verildiği halde, İlk Derece Mahkemesince mahallinde yapılan keşifte 18.02.1952 tarihli 111 sıra numaralı tapu kaydının sorulup uygulanmadığı, davalılar adına kayıtlı 08.08.1958 tarihli 34 numaralı tapu kaydının sorulup uygulandığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca; dava konusu taşınmazın kadim mera olup olmadığı yönünde yapılan araştırma da yetersizdir.

Şöyle ki; mahallinde yapılan keşifte komşu köyden seçilerek dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından; mahalli bilirkişilerin taşınmazın evveliyatını bilmedikleri, dava konusu taşınmazda köyün hayvanlarının otlatıldığına ilişkin beyanlarının da duyuma dayalı olduğu anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesi'nin gerekçesinde tevzi paftasında yer alan 27 nolu parselin dava konusu taşınmazı kapsadığı, dolayısıyla mera alanı içerisinde kaldığının teknik bilirkişi raporu ile de ortaya konulduğu belirtilmiştir. Fen Bilirkişilerine ait raporda kadastro paftası ile 1966 tarihli Toprak Tevzi paftasının çakıştırılmasından, çekişmeli 1899 parselin, Toprak Tevzinin 27 parseline isabet ettiği görülmektedir. Ancak; dosya içerisindeki tablendikatifin incelenmesinde, 27 parselin ... ve müşterekleri adına kayıtlı olduğunun belirtildiği, belirtmelik tutanağının incelenmesinde ise, 25 ila 31 parsellere 717 belirtmelik numarası verilerek, 1937 tahrir 801,804 ve 805 numaralı vergi kayıtlarına istinaden çayır vasfıyla ... ve ... işgalinde gösterildiği, tutanak içeriğinde de; vergiye kayıtlı oldukları ve fakat sınırlarının sabit ve muayyen olmadığı ve bitişiklerindeki mera arazilerine doğru zaman zaman sahipleri tarafından genişletildikleri belirtilmiştir. 08.10.2019 tarihinde yapılan keşif sonrası alınan ziraat bilirkişi kurulu raporunda da netice itibariyle, dava konusu taşınmazın çayır vasfını önemli ölçüde kaybederek mera arazisine dönüştüğü kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece öncelikle; dosya içerisinde bulunan, Komisyon kararına esas 18.02.1952 tarihli ve 111 sıra numaralı tapu kaydı tedavüllerinde kopukluk olduğu ve miktarı yazmadığından, bu tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri Tapu Müdürlüğü ve Tapu Arşiv Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, ayrıca tespit tarihi olan 1977 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğünden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulmalı; bundan sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları ile öncekilerden farklı 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve keşifte, tespite esas 18.02.1952 tarihli ve 111 sıra numaralı tapu kaydı ve 1937 tarih 804 tahrir sayılı vergi kaydı mevki ve hudutları tek tek okunarak yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, ilk olarak kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından hangi tarihten beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, taşınmazın kadim mera olup olmadığı ve komşu mera parseli ile arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmeli; ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın evveliyatı ve halihazırdaki durumu itibariyle tarımsal niteliğini veya otu biçilmek suretiyle kullanılan çayır niteliğinde olup olmadığını, kamu orta malı niteliğinde mera vasfında olup olmadığını, meradan açılıp açılmadığını ve mera bütünlüğünü bozup bozmadığını belirten, çekişmeli taşınmaz ile mera parseli arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığını ve üzerindeki zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini duraksamasız şekilde ortaya koyan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini ve bitki desenini açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, önceki raporu da irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip, üzerine taşınmaz sınırlarının işaretlenilmesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, çekişmeli taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, kamu orta malı mera niteliğinde olup olmadığı, ekonomik amaca uygun olarak tarımsal faaliyette kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmeli; fen bilirkişisine, tapu ve vergi kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri, denetime elverir şekilde düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; meraların özel mülkiyete konu olamayacağı, ancak sınırlandırılarak özel siciline kaydedileceği dikkate alınmaksızın taşınmazın mera vasfıyla ... adına sınırlandırılmasına karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı Hazine vekili ve davalı ... mirasçısı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.