Taraflar arasındaki kurum zararından kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalılardan Tekirdağ İl Sağlık Müdürü (ihale ve harcama yetkilisi) olarak ... ve ...'ın ve İdari ve Mali İşler Şube Müdürü olarak davalı ...'in, görev yaptığı dönemde Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü ve bağlı sağlık kuruluşlarının 2005-2009 (Şubat) yılları arasında bilgisayar yazılım geliştirme hizmeti ile sarf ve donanım malzemesi temininde, kullanılmasında ve takibinde mevzuat çerçevesinde haraket etmemeleri, söz konusu malzemelerin müdürlük personeli tarafından usulsüz olarak teslim alınmasına kayıtsız kalmaları ve bu nedenle dava dışı E-Sağlık Bilgi Yönetim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti. ile Rem Bilgisayar Mühendislik Gıda İnşaat Dış Ticaret Ltd. Şti.'ne kamu zararı oluşturacak şekilde ödeme yapılmasına neden olduğunu, adı geçen dava dışı firmaların teslim ettikleri ürün ve hizmet bedellerinin 12.11.2009 ve 24.12.2010 tarihli dilekçeleri ile Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü'nden ödenmesini talep ettiğini, bunun üzerine Tekirdağ Valiliği'nin 06.11.2011 tarih ve 375 sayılı onayı ile muhasebe denetmeni ...'in görevlendirildiğini, denetmen tarafından yapılan inceleme sonucu söz konusu firmaların alacağının 243.978,85 TL+ Katma Değer Vergisi (KDV) olduğunun 08.08.2011 tarihli rapor ile tespit edildiğini, bu nedenle davalıların 2005-2009 döneminde usulsüz alımlar ve zamanında firma alacağının ödenmemesi sebepleri ile dava dışı alacaklılara, mahkeme kararı ve icra tehdidi altında, Tekirdağ 2.İcra Müdürlüğü'nün 2011/8012 esas sayılı dosyasına 11.07.2014 tarihinde 590.904,37 TL ve 16.07.2014 tarihinde 1.092,02 TL olmak üzere toplam 591.996,39 TL ödeme yapılmasına neden olduğunu, dava dışı şirketlerin mal ve hizmet bedelleri olarak muhasebe denetmeni tarafından tespit edilen tutar mahsup edildikten sonra 348.648,95 TL kamu zararına neden olunduğunu belirterek bu zararın 191.071,54 TL'sinin (rayiç üstü bedel, asıl alacağa işlemiş takip öncesi faiz, takip sonrası faiz ve asıl alacak vekalet ücretinden oluşan alacak) asıl dosyadaki davalılardan ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; Tekirdağ İl Sağlık Müdür Yardımcısı olan davalı ... ve Tekirdağ İl Sağlık Müdürü İdari ve Mali İşler Şube Müdürü olan ... tarafından Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü ve Bağlı Sağlık Kuruluşlarının 2005-2009 (Şubat) yılları arasında bilgisayar yazılım geliştirme hizmeti ile sarf ve donanım malzemesi temininde, kullanılmasında ve takibinde mevzuat çerçevesinde hareket edilmemesi ve söz konusu malzemelerin asıl davada davalı müdürlük personeli tarafından usulsüz olarak teslim alınması ve dönemin idarecilerinin buna kayıtsız kalmalarından kaynaklı idare aleyhine dava dışı şirket tarafından Tekirdağ 2. İcra Müdürlüğünün 2011/8012 esas sayılı dosyasında başlatılan takibe itiraz edilmesine sebebiyet verdiklerini ve bu nedenle davacı kurumun 157.577,41 TL (icra inkar tazminatı, asıl alacağa işlemiş takip öncesi faiz, takip sonrası faiz, ek alacağa vekalet ücreti, mahkeme vekalet ücreti, yargılama gideri, başvurma ve dosya giderinden kaynaklanan alacak) zarara uğramasına neden olduklarını belirterek 157.577,41 TL kurum zararının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacının husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, iddia edildiği gibi bir kamu zararı varsa üst yönetici, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlu olması gerektiğini, davalı müvekkillerinin 2008 yılında görevlerinin sona erdiğini, kamu zararı nedeniyle memurlara rücu edilebilmesi için haksız fiil ile sonuç arasında illiyet bağı olması gerektiğini ve davalıların eylemi ile iddia edilen dava konusu zarar arasında illiyet bağı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu alımların, kendisinin görev yaptığı dönemden çok öncesinde başladığını ve dava sürecinin de görevinin bitmesinden sonra başladığını, görev yaptığı sürede ihmalinin ve kusurunun ne olduğunun somut olarak tespitini ve dava konusu borçtan diğer kişilerle müteselsil sorumluluk yerine eğer bir kamu zararı söz konusu ise, sadece şahsının sorumlu olduğu miktarın tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; İl Sağlık Müdürlüğü Hukuk Müşavirliği tarafından İdari ve Mali Şube İşler Müdürlüğü'ne davacı idare hakkında başlatılan takibe itiraz konusunda görüş alınmak amacıyla gönderilen yazıya İl Sağlık Müdürü'nün de görüşü alınarak Şube Müdürlüğü görüşünün yazılı olarak bildirildiğini, İcra Müdürlüğüne verilmek üzere hazırlanan itiraz yazısının dönemin İl Sağlık Müdürü ile istişare edilerek yazıldığını, kurum üst amiri ve harcama yetkilisi olan İl Sağlık Müdürünün izni olmadan Şube Müdürlüğü olarak davaya veya takibe itiraz edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, sadece konunun olumlu ve olumsuz yanları ile görüş belirtilmiş olmasına rağmen davacı kurum tarafından kurum zararı olduğu ileri sürülen miktarın davalılardan tazmininin istenmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi heyeti raporu ile Tekirdağ 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/38 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilen Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/95 esas ve 2010/401 karar sayılı dosyası ve bu dosyanın birleştiği Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/38 esas ve 2014/96 karar sayılı dosyası kapsamından, aralarında asıl dava dosyası davalıları ... ve ...'ın da bulunduğu sanıkların "Kamu Kurum veya Kuruluşlarının İhalesine Fesat Karıştırmak" suçundan yargılandıkları, yapılan yargılama sonucunda; sanıkların Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü'nde yönetici, doktor, memur ve hizmetli sıfatlarıyla görev yaptıkları dönemde sağlık ocaklarında kullanım alanı olmayan ya da ihtiyacın çok üzerinde ve piyasa rayiç fiyatlarının üstünde, fahiş fiyatlarla malzeme alınarak davacı kurumun zarara uğratıldığı ileri sürülerek kamu davası açılmış ise de, ileri sürülen iddiaların uygulamadaki gerçekler ile örtüşmediği, sanıkların eylemlerinde edimin ifasına fesat karıştırma, ihaleye fesat karıştırma fiilinin yer almadığı, sanıkların savunmalarının aksine müsnet suçları işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak mahkumiyetlerine yeterli kesin, inandırıcı ve somut deliller elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğrultusunda sanıkların kendilerine yüklenen suçları işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nce edimin ifasına fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükmünün onandığı, ihaleye fesat karıştırma suçu yönünden ise davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, dava dışı şirketin 22.11.2019 tarihinde davacı kurumdan alacağı olduğunu belirterek tarafına ödeme yapılmasını istediği, davalılardan ...'ın 09.05.2008 tarihinde görevinden ayrıldığı, davalı ...'in 20.10.2008 tarihinde, diğer davalı ...'ın ise 20.10.2008 tarihinde görevinin sona erdiği, dava dışı alacaklı firmanın 22.11.2009 tarihinde ödeme talebinde bulunduğu, adı geçen davalıların ödeme talebi tarihinde harcama yetkilisi, gerçekleştirme görev ve yetkisinin bulunmadığı, birleşen dosyada davalılar ... ve ...'den ilamsız icra takibine konu alacak ile ilgili olarak itiraz edilip edilmeyeceği hususunda görüş sorulduğu, adı geçen davalıların "...Önceden ilamsız icra takibi alacaklısı olan firma ile ilgili olarak hem İl Sağlık Müdürlüğü komisyonu, hem de Denetmen tarafından yapılan incelemede kurum Hukuk Müşavirliği görüşünde de belirtildiği gibi farklı sonuçlar çıkması, diğer ifade ile alacağın netleşmemesi, bu hususta yargı kararı da bulunmaması nedenleriyle kamu menfaatleri gözetilerek yapılmış bulunan ilamsız icra takibine itiraz edilmesinin uygun görüldüğü, firma alacağının net olarak tespit edilememesi ve incelemelerin devam etmesi, en önemlisi de firmanın alacağını doğrulayacak sevk irsaliyesi ve fatura ile malzeme teslim edilmemiş bulunulmasının da bu itirazın haklı nedenlerle yapılması gerekliliğini ortaya koyması" nedenleriyle itiraz edilmesi konusunda sadece görüş ve kanaatlerini bildirdikleri, davalıların görüş ve kanaat bildirmekten ibaret yazılarının hukuki bir değerinin bulunmadığı, davaya konu icra takibine itirazın hukuk müşavirliği tarafından yapıldığı ve davaya konu kamu zararının oluşmasında davalıların herhangi bir kusur, ihmal, kabahatlerinin ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; birleşen dava dosyasında davalılar yönünden sorumluluk tespit edildiğini, İlk Derece Mahkemesince ek bilirkişi raporunda da bu hususun tekrarlandığını, mahkemece mevcut rapora rağmen yeterli ve haklı bir gerekçe olmadan dosyada bulunan söz konusu rapor aleyhine karar verildiğini, ceza dosyasında bir kısım davalıların beraat ettiği belirtilmiş ise de söz konusu ceza dosyasının dava dosyasının konusu ile bir ilgisi bulunmadığını, davalıların görevleri ve hukuk birimine göndermiş oldukları yazı içeriği de incelendiğinde söz konusu yazının bir görüş olmaktan öte açık ve somut bir tespit olduğunu, davacı idarenin firmalara hiçbir borcu olmadığının yazıldığını, bu yazı üzerine davacı idare adına kamu zararına konu icra takibine itiraz edilmesinin kaçınılmaz olduğunu, bu itiraz üzerine birleşen dosyaya konu icra inkar tazminatı ve diğer alacak kalemlerinin ödenmek zorunda kalındığını, mahkemece alınan bilirkişi raporu eksik ve yetersiz olmasına rağmen kısmen talebi doğrular nitelikte olduğu halde bu rapor dikkate alınmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna yapılan itirazların değerlendirilmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi heyet raporu, ceza mahkemesi kararı ile dosyadaki tüm bilgi ve belgeler ve davalıların bulundukları görevler bir bütün olarak değerlendirildiğinde her ne kadar davalıların kurum zararına sebebiyet verdikleri iddia edilmiş ise de; asıl ve birleşen davada davalıların kurum zararına sebebiyet verdikleri hususunun ispatlanamadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekili tarafından yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, asıl davadaki davalıların Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü ve bağlı sağlık kuruluşlarının 2005-2009 (Şubat) yılları arasında bilgisayar yazılım geliştirme hizmeti ile sarf ve donanım malzemesi temininde, kullanılmasında ve takibinde mevzuat çerçevesinde hareket etmemeleri, söz konusu malzemelerin müdürlük personeli tarafından usulsüz olarak teslim alınmasında kayıtsız kalmaları ve bu nedenle dava dışı şirkete kamu zararını oluşturacak şekilde ödeme yapılmasına sebep oldukları, birleşen davada, davalıların dava dışı alacaklı firma tarafından başlatılan takibe haksız olarak itiraz edilmesine ve sonucunda icra inkar tazminatı, asıl alacağa işlemiş takip öncesi faiz, takip sonrası faiz, ek alacağa vekalet ücreti, mahkeme vekalet ücreti, yargılama gideri, başvurma ve dosya giderinden kaynaklanan ödeme yapılmasına neden oldukları gerekçesiyle uğranılan kurum zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi) 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71 inci maddesi.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.