Taraflar arasındaki iş yeri sigorta poliçesinden kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin 01.03.2016 tarihli kira sözleşmesi ile kiracısı olduğu ve ......Ebatlama ve Bantlama unvanı ile faaliyet yürüttüğü işyerinde 28.03.2016 tarihinde yangın meydana geldiğini, yangına müdahale eden İtfaiyenin yangın raporunda, “yangının, elektrik panosundaki aşırı yıpranma, kablo bağlantılarında ark, sürtünme vb. nedenlerden dolayı kısa devre yapması sonucu kablo izolesini eriterek çıkan kıvılcımların alt kısımda bulunan kolay yanıcı talaş ve mobilya parçalarının tutuşturması sonucu çıktığı”nın tespit edildiğini, yangın nedeniyle, davacı şirkete ait işyerindeki bina ve demirbaşlar ile makine ve tesisatta çok büyük hasarlar meydana geldiğini, makine ve tesisatın tamamen kullanılamaz ... geldiğini, davalı ... nezdinde ''İşyerim Paket Sigorta Poliçesi'' düzenlendiğini, poliçe kapsamında meydana gelen zararın giderilmesi için hasarın davalı şirkete 28.03.2016 tarihinde ihbar edildiğini ve davalı şirket uhdesinde 9159043 nolu hasar dosyası açıldığını, davalı şirket tarafından davacı şirkete 50.369,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin yeterli olmadığını, İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/58 D.İş sayılı dosyası ile işyerinde meydana gelen hasarın tespiti için delil tespiti talebinde bulunulduğunu, 09.04.2016 tarihli tespit raporunda toplam zararın 40.400,00 TL olarak hesaplandığını, rapora itiraz edilmesi üzerine bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek raporda, davacı şirket tarafından makine hasarları ile ilgili makine firmalarından alınmış olan teklif belgelerinin sunulduğunu, sunulan bu teklif belgeleri esas alınarak tüm parça değişimlerinin ve onarımlarının yapılarak makinelerin yangın olayından önceki hallerine getirilebilmesi ve tekrar sağlıklı bir şekilde çalışmalarının sağlanabilmesi için gerekli tutarın bilirkişi heyeti tarafından 240.000,00 TL olarak hesaplandığını, makine teçhizat zararı olarak davalı şirket tarafından açılan hasar dosyasında 22.275,00 TL'lik kısmın tazmin edildiğini, tazmin edilmeyen zarar yönünden davalı şirketin 28.03.2016 tarihindeki ihbar tarihinden itibaren işleyen 15 günlük ödeme süresinin bittiği tarih olan 12.04.2016 tarihinden itibaren mütemerrit duruma düştüğünü, müvekkilinin elindeki yanmış vaziyetteki makineleri 40.120,00 TL bedelle dava dışı şirkete sattığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı şirketin gerçek zararının tespiti ile hasar bedeline mahsuben 50.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 12.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın işlettiği işyerinin ''İşyerim Paket Sigorta Poliçesi'' ile sigortalı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davaya konu edilen alacak kalemlerinin fahiş olduğunu ve gerçek zararı yansıtmadığını, poliçe teminatı dahilinde açılan hasar dosyası kapsamında davacıya toplam 50.369,50 TL tutarında bir ödeme yapıldığını, hasarların detaylandırılarak ekspertiz raporunda değerlendirildiğini, özellikle makine-tesisat hasarının değerlendirilmesinde hasara konu makinelerin ilk alış faturaları demirbaş kayıtları, muhasebe evraklarının istenildiğini, sigortalı tarafından makinelerin daha önceki zamanlarda satın alındığının beyan edildiğini, tek taraflı yaptırılan tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini ve davacı tarafın avans faizi isteminin de yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu poliçe, hasar dosyası, tespit dosyası ve dosya içerisinde yer alan fotoğraflar da dikkate alınarak hazırlanan ve Elektrik Mühendisi, İnşaat Y. Mühendisi, Sigorta Hukuku-Hesap bilirkişi, Makine ve Elektrik Mühendisi A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı'ndan alınan bilirkişi raporunda; davalı ... tarafından ''İşyerim Paket Sigorta Poliçesi'' ile sigortalı olan davacı iş yerinde meydana gelen yangında elektrik hasar bedelinin 12.400,00 TL, bina hasar bedelinin 20.914,50 TL, emtia hasar bedelinin 5.980,00 TL ve makine tesisat hasar bedelinin 5.050,00 TL olmak üzere toplam zararın 44.344,50 TL olarak belirlendiği, davalı ... tarafından davacı şirkete 01.07.2016 tarihinde 50.369,00 TL ödeme yapıldığı, bu haliyle davacının zararının karşılandığı, davacı şirket vekili tarafından mahkemece alınan bilirkişi raporuna, söz konusu raporun hasar dosyası baz alınarak hazırlandığı ve makinelerin yeniden satın alınmak istenildiğinde çok yüksek miktara satın alınması gerekeceğinden bahisle itiraz edilmiş ise de; bilirkişi heyeti tarafından rapor tanzim edilirken hasar dosyası ile tespit dosyasının baz alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bunun dışında olayı sıcağı sıcağına gösteren somut veri bulunmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi makinelerin genellikle dış aksamlarında bakım ve boyama sorunlarının bulunduğu, iç aksamlarında, işleyişlerinde sorun bulunup bulunmadığının belli olmadığı, makinelerin satılmış olması nedeni ile bunun tespitinin de mümkün olmadığı, davacı tarafça makinelerin iç aksamlarında sorun bulunduğuna dair onarım faturası sunulmadığı, bu nedenle davacının makinelerin yeniden satın alınması durumunda ödeyeceği miktarı baz alarak itirazda bulunmasının yerinde olmadığı, tespit dosyasında alınan 09.04.2016 tarihli raporun hasar dosyasındaki verileri tevsik ettiği, eldeki somut verilere göre hazırlanan raporun somut olaya ve delillere uygun olduğu, yeniden rapor alınmasının durumu değiştirmeyeceği ve dosyaya bir katkı sağlamayacağı gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava açılmadan önce İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/58 D.İş sayılı dosyasında alınan ek bilirkişi raporunda belirlenen hasar bedeli ile İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda belirlenen hasar bedeli tutarlarının farklı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin itibar ettiği bilirkişi raporundaki ifadelerin herhangi bir piyasa araştırmasına dayanılmadan verildiğini, varsayıma dayalı ifadelerle bilimsel teknik veri içermeyecek şekilde hazırlandığını, delil tespit raporunu düzenleyen bilirkişi heyeti tarafından görgüye dayalı tespitlerde bulunmuş olunmasına rağmen, hiçbir gerçekliğe ve somut veriye dayanmayan, ihtimallere dayalı bilirkişi raporuna itibar edildiğini, ticari hayatın kurallarına aykırı, fiyat araştırması yapılmadan, tamamen varsayıma dayalı ifadelerle, delil tespit raporuyla tamamen zıt ve hiçbir bilimsel/teknik veri içermeyen bilirkişi heyetinin raporuna yapılan itiraz ve teknik konuda en yüksek güvenilirlik referansına sahip olan İstanbul Teknik Üniversitesinden yeniden rapor alınmasına yönelik talebin, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle reddedildiğini ve eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alınarak yapılan incelemede, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının alınan asıl rapora itirazlarının 08.01.2018 tarihli ek raporda yangının mahiyeti, dosyada yer alan raporlar, fotoğraflar ve diğer belgeler nazara alınarak değerlendirildiği, alınan bilirkişi ek raporunun denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından düzenlenen İşyerim Paket Sigorta Poliçesi kapsamında davacıya ait iş yerinde meydana gelen yangın sonucu uğranılan zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409,1427,1435,1446 ve 1453 üncü maddeleri ve Yangın Sigortası Genel Şartları.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.