HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuk ...'ın soruşturma aşamasında alınan ifadesinde ve birleşen davada alınan 31.07.2015 tarihli ilk ifadesinde bahsetmediği hâlde, esas mahkemede alınan 04.12.2015 tarihli son ifadesinde, şikâyetçinin aracından çaldıkları malzemeleri ... isimli kişiye sattıklarını beyan ettiği, ancak bu kişinin de açık kimlik, telefon veya adres bilgilerine ilişkin herhangi bir bilgi vermediği anlaşıldığından, Tebliğname'deki "..." isimli kişinin araştırılması yönündeki eksik incelemeye ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. Suça sürüklenen çocuklar ... ve...'ın aşamalardaki savunmalarında atılı suçu kabul etmedikleri, suça sürüklenen çocuk ...'ın soruşturma aşamasında alınan ifadesinde ve birleşen davada alınan 31.07.2015 tarihli ilk ifadesinde, şikâyetçinin aracının kapısını suça sürüklenen çocuk ...'in açıp aracı düz kontak yaparak çalıştırdığını, yanlarında...'ın da bulunduğunu, onun bir katkısının olmadığını beyan ettiği, suça sürüklenen çocuk ...'ın esas mahkemede alınan 04.12.2015 tarihli son ifadesinde ise olay sırasında yanında... ile hakkında beraat kararı verilen sanık ...'nın olduğunu, şikâyetçinin aracını suça sürüklenen çocuk ...'ın açıp düz kontak yaptığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk ...'ın çelişkili ve soyut suç atma niteliğindeki beyanları dışında, suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'in üzerlerine atılı hırsızlık suçunu işlediklerine dair mahkûmiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığı gözetilmeden, suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'in atılı suçtan beraatleri yerine, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
2. Suça sürüklenen çocuk ... ile suçu kabul etmeyen diğer suça sürüklenen çocuklar ... ve...'ın savunmalarında, hırsızlık suçunun hangi saatte işlendiğine dair beyanlarının bulunmadığı, şikâyetçinin soruşturma aşamasında alınan ilk ifadesine göre, atılı suçun 16.06.2015 günü saat 23.50 ila 17.06.2015 günü saat 04.30 sıraları arasında bilinmeyen bir zamanda işlendiği anlaşıldığından, UYAP'tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre, suç tarihinde güneşin doğuş saatinin, yaz saati uygulaması da dikkate alındığında, saat 05.16 olduğu, gece vaktinin saat 04.16'da sona erdiği belirlenmekle, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği hırsızlık suçunun suça sürüklenen çocuklar lehine gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden ve atılı suçun gece vakti işlendiğine ilişkin kanıtlar denetime olanak verecek biçimde karar yerinde gösterilip tartışılmadan, hırsızlık suçundan hükmolunan cezaların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 143/1. maddesiyle artırılması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.