SUÇLAR: Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2016 tarihli ve 2014/201 Esas, 2016/695 Karar sayılı kararıyla sanıklar hakkında,

a. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası, 43 ve 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına,

b. Görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 43 ve 62 nci maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına,

c. Tüm suçlar yönünden 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına,

Karar verilmiştir.

1. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğuna, savunma hakkının kısıtlandığına, sanığın atılı suçları işlemediğine, fikri içtima hükümlerinin uygulanmamasına, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 43 ve 53 üncü maddelerinin tatbik edilmesine, cezaların taktirinde, artırılıp indirilmesinde ve yargılama gideri hususunda sanık aleyhine olacak şekilde karar verilmesine, erteleme, seçenek yaptırım ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına ve resen belirlenecek nedenlere ilişkindir.

2. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri, usûl ve yasaya aykırı karar verildiğine, atılı suçların unsurlarının oluşmadığına, şikâyetçilerin çelişkili beyanda bulunduklarına ve resen belirlenecek nedenlere yöneliktir.

Kavga ihbarı üzerine olay yerinde giden şikâyetçi polis memurlarının temyiz dışı sanık ...'a müdahale edip ekip aracına bindirmek istedikleri sırada sanık ...'in ellerini yumruk yapıp şikâyetçilerin üzerine gelerek temyiz dışı sanık ...'ın alınmasını engellediği, sanık ...'ın da temyiz dışı sanık ve sanık ...'in alınmasını engellemeye çalıştığı, el kol hareketleri yapıp fiziken direndiği, her iki sanığın şikâyetçilere yönelik sinkaflı sözlerle hakarette bulundukları, sanıkların savunmaları, şikâyetçilerin aşamalardaki beyanları, 27.02.2014 tarihli tutanak içeriği, 03.05.2015 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamıyla Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, sanıklar müdafilerinin bozma sebepleri dışındaki temyiz sebepleri ile başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. 5237 sayılı Kanun'da hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü hallerde, aynı Kanun'un 61 inci maddesinde öngörülen ölçütlere göre somut olay irdelenip, anılan Kanun'un 3 üncü maddesindeki fiille orantılı ceza verilmesi ilkesi de gözetilerek, öncelikle seçenekli yaptırımlardan hangisinin seçildiğinin gösterilmesi, sonrasında da alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesi gerekirken, seçimlik ceza öngören hakaret suçunda yeterli gerekçe gösterilmeden ve sanıkların hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile cezalandırılmasının hangi sebeple somut olayın koşullarında zorlayıcı bir ihtiyaçtan kaynaklandığı açıklanmadan orantılılık ilkesine aykırı şekilde hapis cezasının tercih edilmesi,
2. 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinde "görevi yaptırmamak için direnme" başlığıyla "seçenekli hareketli" ve "amaçlı bir fiil" olarak düzenlenen ve görevin yapılmasını önleme maksadıyla kamu görevlisine karşı gelinmesi eylemleri cezalandırılan suç tipinde; hareketin "cebir veya tehdit" şeklindeki icrai davranışlarla işlenebileceğinin öngörüldüğü ve belirtilen tipik hareketleri içermeyen pasif direnme fiilleri bu suçu oluşturmayacaktır.
Tehdit eylemi, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdit içerdiği düşünülen eylemlerin olay kapsamında hangi bağlamda kullanıldığının da değerlendirilmesi gerekir.
Somut olay kapsamında, sanıkların görevin yapılmasını engellemeye yönelik aktif direnme boyutuna varan hangi eylemleri gerçekleştirdiği ve bunların ne surette direnme suçunda aranan cebir veya tehdit unsurlarına vücut verdiği kuşkuya yer vermeyecek şekilde delillere dayalı olarak açıklanıp tartışılmadan, yetersiz gerekçeyle sanıklar hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulması,
Hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2024 tarihinde karar verildi.