Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanık hakkında Yatağan Asliye Ceza Mahkemesinin 04.06.2015 tarihli ve 2015/92 Esas, 2015/475 Karar sayılı kararı ile, 5237 Sayılı TCK'nun 142/1-e, 143,62. maddeleri gereğince 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 26.12.2019 tarihli ve 2019/8741 Esas, 2019/16969 Karar sayılı kararı ile, "Sanığın kapı ve pencereleri kilitli ve kapalı halde bulunan otomobilin kapısının küçük camını kırıp kapıyı açtıktan sonra araç içerisinden kaputun kilit anahtarını açıp bu yolla kaputu açarak, kaput içinden vidalanmak suretiyle muhafaza altına alınmış farın vidalarını gevşetip aracın farlarını çalması ve bu suretle kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşyalardan olan farı çalmasını takiben ayrıca aracın plakasını ve ön tamponunu sökerek çalmak suretiyle suç tarihi itibariyle TCK'nın 142/2-h maddesinde düzenlenen eylemi gerçekleştirdiği gözetilmeksizin yazılı şekilde aynı Kanun'un 142/1-e maddesine göre hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayin edilmiş olması" nedeni ile hükmün bozulmasına, mahkemece de bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği halde, "Sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h maddesinde kaldığı, TCK'nın 142/2-h ve 142/1-e maddesindeki cezalar mukayese edildiğinde TCK'nın 141/1-e maddesinin sanık lehine olduğu" (142/1-e yerine sehven 141/1-e yazılmıştır) şeklindeki yetersiz gerekçe ile TCK'nın 142/1-e maddesi uygulanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.