Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazı 05.06.2018 tarihinde davalı ...'a sattığını belirterek, davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesi talep etmiştir.
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; taşınmazını 05.06.2018 tarihinde ... isimli şahsa sattığını, onunla arasında ticari ilişki ve akrabalık ilişkisi olmadığını, tefecilere borcu olduğu için kendisini sıkıştırdıklarını diğer davalıyı tanımadığını, davanın yasal şartları taşımadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile borçlunun birbirlerini tanımadıklarını, muvazaaya ilişkin bir bilgi ve belgenin mevcut olmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, itiraz edilmeyen bilirkişi raporu gereğince edimler arasında aşırı oransızlığın olmadığı, üçüncü kişi davalının, borçlu davalı ile akraba olduğu ya da alacağına mahsuben taşınmazı satın aldığı yolunda bir delil sunulmadığı, 3. kişinin, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğu hususunun da ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı tarafından kredi ödenememesi nedeniyle takip başlatıldığını, davalının mal kaçırmak için taşınmazlarını düşük bedelle sattığını, satışın muvazaalı olduğunu, mahkemece verilen kararın Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, satış ve gerçek değerler arasındaki farkın misline yakın olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalılar arasında yapılan taşınmaz satışında satış bedeli ile mahkemece belirlenen gerçek değer arasında misli fark olmadığı, davalı ...'un borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğu hususunda ispata yeterli delilin de dosyada mevcut olmadığı, hükme esas alınan 21.12.2018 tarihli bilirkişi raporunun dosyaya ve oluşa uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesine göre esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçelerinde, istinaf dilekçelerinde belirttikleri nedenleri yineleyerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.