Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR

1.Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/2. maddesi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Gaziantep 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.02.2016 tarihli ve 2015/80 Esas, 2016/54 Karar sayılı kararı ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103/2. maddesi uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.06.2020 tarihinde tanzim olunan 14-2016/136863 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Özetle, sanığın atılı suçu işlemediğine, olayın sübut bulmadığına, eksik araştırmayla karar verildiğine, kararın usul ve kanuna aykırı olması sebebiyle sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir.

1. Sanık hakkında Pazarcık Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.2014 tarih ve 2013/644 Soruşturma sayılı dosyasıyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılan kamu davasıyla ilgili olarak Pazarcık Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2015 tarihli ve 2014/74 Esas, 2015/252 Karar sayılı kararıyla temyize konu dava dosyanın birleştirilmesine karar verilmesine rağmen anılan suçla ilgili hüküm kurulmadığı anlaşıldığından Pazarcık Asliye Ceza Mahkemesinden anılan dosyanın akıbetinin sorulmasından sonra sonucuna göre bu suç yönünden zamanaşımı süresi içinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.

2. Olayın intikalinin mağdurenin babası Şıho'nun 30.03.2013 tarihli kolluk kuvvetlerine müraacatı üzerine başladığı ve ifadesinde müracaat günü kızı olan mağdurenin evden kaçtığını ve sanığın bir hafta kadar önce Osmaniye'ye taşındığını ifade ettiği, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu tarafından düzenlenmiş 02.07.2013 tarihli raporda kendisinde sınır düzeyde mental rahatsızlık bulunan mağdurenin 04.06.2013 tarihli Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu ifadesinde sanıkla bir buçuk yıl önce gayri resmi şekilde evlendiklerini kaynı ve kaynanası ile birlikte yaşadıklarını beyan ettiği, mağdurenin Nurdağı Cumhuriyet Başsavcılığında alınan 21.05.2013 tarihli ifadesinde yaklaşık bir buçuk yıl önce cinsel ilişkiye girdiklerini ve ilk cinsel ilişkiden sonra birden fazla kez cinsel ilişkiye girdiklerini ifade ettiği, mağdurenin Pazarcık Cumhuriyet Başsavcılığında alınan 17.04.2013 tarihli ifadesinde ise olay örgüsünü sanığın Osmaniye'ye taşınmasından sonra kendisine kaçtığı ve bir kez cinsel ilişkiye girdiği şeklinde anlattığı, sanığın kollukça alınan 19.04.2013 tarihli savunmasında 30.03.2013 tarihinde ilk kez mağdureyi kaçırdığını toplamda 3-4 kez görüştüklerini gönül rızasıyla birlikte olduklarını, Nurdağı Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.05.2013 tarihinde alınan savunmasında eskiye dayalı bir ilişkilerinin olmadığını yaklaşık bir ay önce ilk cinsel ilişki yaşadıklarını savunduğu, sanığın Pazarcık Cumhuriyet Başsavcılığınca 17.04.2013 tarihinde alınan savunmasında Mart ayının sonunda kaçtıklarında Osmaniye'de birlikte olduklarını anlattığı, sanığın 09.11.2015 tarihli duruşmadaki savunmasında ise mağdure ile 2012 yılında gayri resmi şekilde evlendiklerini bir ay kadar birlikte kaldıklarını, mağdure ile cinsel ilişkiye girdikleri sırada mağdurenin küçük olduğunu bildiğini savunduğu anlaşılan olayda mağdurenin sanığın ve şikayetçi babanın aynı duruşmada ifadelerinin alınarak suç tarihinin net bir şekilde belirlenmesinden sonra suç vasfına etkisi bakımından öncelikle mağdurenin mernis doğum tutanağı getirtilip resmî bir kurumda doğup doğmadığı araştırılarak, doğmadığının anlaşılması halinde yaş tespitine esas olmak üzere kemik grafilerinin çektirilip tam teşekküllü bir hastaneden içinde radyoloji uzmanının da bulunduğu sağlık kurulu raporu aldırılarak, duraksama halinde Adli Tıp Kurumundan da görüş sorulup suç tarihindeki yaşının bilimsel olarak tespit edilmesi, sonucuna göre karar verilmesi ile mağdurenin yaşının suç tarihinde on beş yaşından büyük olduğunun anlaşılması halinde ise mağdurede sınır zeka geriliği tespit edildiğinden suç tarihinde mağduru bulunduğu olayla ilgili fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamayacağı, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olup olamayacağı, durumunun hekim olmayanlarca veya tekrar eden görüşmelerle anlaşılıp anlaşılamayacağı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği hususlarında yine tam teşekküllü bir hastaneden sağlık kurulu raporu aldırılıp, duraksama halinde Adli Tıp Kurumundan da görüş sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırmalarla hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Aynı gerekçelerle Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2024 tarihinde karar verildi.