HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hakaret suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.11.2016 tarihli ve 2016/232 Esas, 2016/1323 Karar sayılı kararıyla sanığın, denetim süresi içerisinde, suç tarihi 31.08.2014 olan kasten yaralama suçunu işlediğinden bahisle yapılan ihbar üzerine, açıklanması geri bırakılan hükümlerin aynen açıklanması suretiyle, hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca iki kez 1 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 23.01.2020 tarih ve 2018/276 Esas, 2020/52 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz sebepleri; eksik inceleme yapıldığına, lehe hükümlerin, erteleme, adli para cezasına çevirme ve uzlaşma hükümlerinin tatbik edilmesi gerektiğine ve resen belirlenecek nedenlere ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Kavgaya karışan sanığın, işlem yapılmak amacıyla ekip aracına bindirildiği sırada polis memuru olan katılan ...'e küfür ettiği, hastaneye götürülmesi üzerine de doktor olan mağdur ...'a karşı sinkaflı sözlerle hakarette bulunduğu, sanık savunması, mağdur ve katılan beyanları, tanıklar O.B., A.E.Y. ve G.A.'nın anlatımları, 17.05.2010 tarihli tutanak, adli muayene raporları ve tüm dosya kapsamıyla İlk Derece Mahkemesince kabul olunmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Sanığın belirttiği hukuka aykırılık nedenleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi hukuka ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede;
1. Sanığın mağdur ...'a hakaret etmediğine yönelik savunması, mağdurun anlatımında, sanığın kendisine hakarette bulunup bulunmadığını hatırlamadığını ifade etmesi, aşamalardaki beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi sonucunda tanık G.A.'nın, muayene için götürüldüğünde sanığın yanında olmadığını söylemesi, tanık A.E.Y.'nin de sanığın doktora küfrettiğini duymadığını ifade etmesi, tanık O.B.'nin ise sanık tarafından mağdura yönelik hangi sözlerle hakaret edildiğine dair aşamalarda kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlatımda bulunmaması karşısında, dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçeyle sanık hakkında anılan mağdura yönelik eylem yönünden mahkûmiyet kararı verilmesi,
2. 5237 sayılı Kanun'da hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü hallerde, aynı Kanun'un 61 inci maddesinde öngörülen ölçütlere göre somut olay irdelenip, anılan Kanun'un 3 üncü maddesindeki fiille orantılı ceza verilmesi ilkesi de gözetilerek, öncelikle seçenekli yaptırımlardan hangisinin seçildiğinin gösterilmesi, sonrasında da alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesi gerekirken, seçimlik ceza öngören hakaret suçunda yeterli gerekçe gösterilmeden ve sanığın hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile cezalandırılmasının hangi sebeple somut olayın koşullarında zorlayıcı bir ihtiyaçtan kaynaklandığı açıklanmadan orantılılık ilkesine aykırı şekilde her iki hükümde de hapis cezalarının tercih edilmesi,
3. Kabule göre de,
a. Eylemlerini, kısa zaman dilimi içerisinde ve aynı olayın devamı niteliğindeki davranışlarla, birden fazla mağdura karşı gerçekleştirdiği anlaşılan sanık hakkında hakaret suçundan tek hüküm kurulup, belirlenecek temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca artırılması gerekirken, iki kez mahkûmiyetine hükmolunması,
b. 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin oluşabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi karşısında, sanığın acil serviste muayene için kabinde bulunduğu sırada gerçekleştiği anlaşılan hakaret eyleminde aleniyet ögesinin ne şekilde oluştuğu açıklanıp tartışılmadan, anılan Kanun maddesi uyarınca sanığın cezasında artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
Hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2024 tarihinde karar verildi.