Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili, müvekkilinin ilaç alım satımı ile uğraştığını, dava dışı borçlunun eczacı olması nedeniyle kendisine borçlu olduğunu, davalı ile muvazaalı olarak yüksek bedelle bonolar tanzim ederek sıra cetvelinde 1.sırada yer aldığını, sıra cetvelinden çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı borçlu ile müvekkilinin aile dostu olduğunu, bu nedenle borçluya nakdi yardım yaptığını, karşılığında bono aldığını, alacaklarının davacı alacağından önce doğduğunu savunarak açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, ve dosya kapsamına göre, davalının alacaklı olduğu bonoların düzenlenme tarihleri ile icra takibinin, davacının alacaklı olduğu bonoların düzenlenme tarihinden ve icra takibinden önce olduğu, davalının alacağının daha önce doğduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir. Mahkemece davalının icra takibi ve bono tarihinin davacı alacağının dayanağı bono tarihinden önce olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; bononun taraflar arasında her zaman düzenlenmesi mümkündür. Davacı alacağının bono tarihinden önce doğduğunu, alacağın dayanağının ticari ilişkiye dayandığını savunmaktadır. Bu durumda davalı takibinin yapıldığı 26.11.2014 tarihi dikkate alınarak bu tarihin davalının en geç bono düzenleme tarihi olarak kabul edilmesi, davalının ticari kayıtları incelenerek alacağın doğduğu tarih belirlenmelidir. Şayet davacı alacağı davalı icra takibinden önce doğmuş ise mahkemenenin “ sonradan doğan borç için önceden muvazaa oluşturulamaz.” değerlendirmesi doğru kabul edilemeyeceğinden sıra cetveline itiraz davalarında davalının alacağını gerçek alacak olduğunu ispat etmesi gerektiği göz önünde bulundurulup sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.