Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı - davacı ... ile davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri tarafından duruşma istekli olarak ve davacı - davalı ... mirasçısı ... vekili ile davalı ... mirasçıları ... ve ... tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşma isteğinin masraf yokluğu nedeni ile reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; "...Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3 maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasının zorunlu olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 ve 298. maddelerinin de kararların gerekçeli olarak yazılmasını zorunlu kıldığı, 6100 sayılı Kanun'un 297/c maddesi uyarınca gerekçenin; "tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" göstermesi gerektiği, bir başka anlatımla; gerekçe okunduğunda, mahkemece verilen hükme nasıl ulaşıldığının anlaşılması gerektiği, böylece, davacı veya davalı sıfatıyla bir yargı organı önüne gelen kişilerin, hukuk devletinde yaşamanın doğal sonucu olarak hukuk güvencesi, adil yargılanma ... ve hukuki dinlenilme hakları uyarınca haklarında verilen kararlar yanında kararların hukuki süreci ve yargısının da denetlenebilir olacağı, bu ilkeler ışığında mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde; delillerin tartışılarak değerlendirmesinin yapılmadığı, sabit görülen vakıalarla ve bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gerekçede yer almadığı ve kararın denetlenebilirliğinin olmadığının görüldüğü, yani, kararın gerekçe içermediğinin açık ve tartışmasız olduğu, dolayısı ile bu gerekçesiz şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğuna..." gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, "...çekişmeli 294,303,308,309 ve 310 parsel sayılı taşınmazların K. Evvel 291 tarih ve 66 sıra numaralı tapu kaydı ile Nisan 1292 tarih 136 sıra numaralı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığını, sözü edilen tapu kayıtlarının tedavül gördükleri ve kadastro tespitlerinin de bu tedavül kayıtları nazara alınarak yapıldığı, el değiştirme ve zilyetlik durumuna göre 303,308 ve 310 parsel sayılı taşınmazların tespitleri doğru yapılmakla beraber, 294 ve 309 parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin hatalı olduğu, 294 parsel sayılı taşınmazın Kahla ve ... mirasçıları adına, 309 parsel sayılı taşınmazın ise ... adına tespit edilmesi gerektiği..." gerekçesi ile davacılar ... ve müştereklerinin çekişmeli 303,308,309 ve 310 parsel sayılı taşınmazlara yönelik sabit olmayan davalarının reddine, davacı ... ve müştereklerinin 294 parsel sayılı taşınmaza yönelik sabit olmayan davalarının reddine, davacı ...’ın 309 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının kabulüne, 303,308 ve 310 parsel sayılı taşınmazlara yönelik sabit olmayan davasının reddine, 309 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 303,308 ve 310 parsel sayılı taşınmazların tespit maliklerinin ölü olmaları nedeni ile dosyada mevcut veraset ilamları gereğince hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve müşterekleri adına; 294 parsel sayılı taşınmazın ise hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve müşterekleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı - davacı ... ile davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri, davacı - davalı ... mirasçısı ... vekili ile davalı ... mirasçıları ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
1. 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi hükmüne göre 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümleri yürürlükte olup, 1086 sayılı Kanun'un 432/1. maddesi gereğince Kadastro Mahkemelerinde temyiz süresi 15 gündür. Öte yandan, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 29/son maddesi uyarınca Kadastro Mahkemeleri adli tatile tabi olmadığından bu mahkemelerdeki dava ve işlerle ilgili kanunun öngördüğü süreler adli tatilde de işlemeye devam eder.
Somut olayda, gerekçeli kararın davalı - davacı ... 'a 20.07.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın 09.08.2018 tarihinde temyiz edildiği, davalı ... mirasçısı ...'e 21.07.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın 10.08.2018 tarihinde temyiz edildiği, davalı ... mirasçısı ... 'a 23.07.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın 10.08.2018 tarihinde temyiz edildiği anlaşılmakta olup, şu halde, davalı - davacı ... ile davalı ... mirasçısı ... ve ... 'a kararın tebliğ edildiği tarih ile temyiz isteminde bulunma tarihi arasında 15 günlük temyiz süresinin geçtiği anlaşıldığından temyiz isteğinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri'nin 303,308 ve 310 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3. Davacı - davalı ... mirasçısı ... vekili'nin 309 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
İlk Derece Mahkemesince yukarıda ayrıntıları açıklanan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki, dosya kapsamına, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına ve teknik bilirkişi raporuna göre davacı tarafın dayandığı K.evvel 1312 tarihli ve 45 sıra numaralı tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsadığı ve kayıt maliki ... bin - i ... mirasçısı ... 'den taşınmazın haricen devralındığı hususları ispat edilemediği gibi, davacı tarafın çekişmeli taşınmazda korunmaya değer başkaca ... bulunduğu da ispat edilememiştir.
Hal böyle olunca, davanın reddine ve çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması nedeni ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4. Davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri'nin 294 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
a) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b) Kadastro Mahkemesinde görülen davalarda tutanak aslının dosyada bulunması zorunludur. Ne var ki, çekişmeli 294 parsel sayılı taşınmaza ait 1982 yılında tanzim edilen kadastro tutanak aslı dosyaya getirtilmediği gibi, kadastro tutanak aslının bulunamaması halinde ise yöntemince ihya ettirilerek dosyaya kazandırılması gerektiği de gözardı edilmiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli 294 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanak aslının bulunabileceği mercilerden araştırılarak dosyaya celbedilmeli; bulunamaması halinde ise, dosya ve eklerinin Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesi suretiyle, mevcut bilgilere göre tutanağın ihya edilmesi istenilmeli ve bundan sonra esasa ilişkin bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu husus göz ardı edilerek dava konusu 294 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanak aslı dosya arasına getirtilmeksizin karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, 27.04.1984 tarihli komisyon kararına göre taşınmazın kadastro tespitinde ..., ..., ... ve ... adlarına tespit edildiği anlaşıldığı ve bu taşınmaza ilişkin davanın da reddine karar verildiği halde, tespit maliklerinin tümü adına tescil karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi de isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1.Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenle davalı - davacı ... ile davalı ... mirasçıları ... ve ... 'ın temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE,
2.Yukarı da (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri'nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 303,308 ve 310 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki usul ve kanuna uygun olan temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3.Yukarıda (4.a) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri'nin sair temyiz itirazlarının reddine, davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri'nin temyiz itirazının yukarıda (4.b) no.lu bentte yazılı nedenlerle; davacı - davalı ... mirasçısı ... vekili'nin temyiz itirazının ise (3) no.lu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile 294 ve 309 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi