Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2019 tarihli ve 2018/590 Esas, 2019/565 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasının düşmesine,
2.İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi kararıyla düşme hükmü kaldırılarak sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine ve aynı Kanun'un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanığın 2 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına,
Karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; yapının 2015 yılından itibaren yapımına başlanıldığına, ilave katın yapım tarihi itibariyle imar barışından faydalanamayacağına dair bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesis edilmesinin yasalara aykırı olduğuna, bu raporun maddi gerçekliği değil muhtemel yapım süresini içerdiğine, resen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın dava konusu yerde bulunan yapıyı yıkıp yerine 96,50 m2 zemin katlı yapı yaptığı tespit edilerek encümen kararıyla mühürleme işlemi yapıldığı ancak zemin katın yan duvarlarını ördüğü ve zemin katın üzerine 1. kat yaparak yan duvarlarını örerek inşaata devam etmek suretiyle imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davasının açıldığı ve Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, 7143 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16 ncı maddesi uyarınca suça konu aykırılık, yapı kayıt belgesiyle kayıt altına alındığından 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verildiği belirlenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, yapı kayıt belgesi verilebilmesi için yapının 31.12.2017 tarihinden önce yapılmasının gerekmekte olup yapı tatil tutanaklarına eklenmiş fotoğraflar ve 31.08.2018 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu ve üzerine atılı imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği sabit olduğundan İlk Derece Mahkemesince verilen düşme hükmü kaldırılarak mahkûmiyetine karar verilmiştir.
1.Bilirkişi raporu, dosya içerisindeki yapı tatil tutanakları, oluş ve tüm dosya kapsamıyla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik olmadığı anlaşıldığından, inceleme konusu hükümde hukuka aykırılık bulunmayarak, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2.Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 25.07.2018 tarihli 2018/8389 Esas numaralı iddianamesi içeriğine göre sanık hakkında tanzim olunan 07.06.2018 ve 28.06.2018 tarihli yapı tatil tutanaklarında tespit edilen aykırılıklar nedeniyle imar kirliliğine neden olma suçundan kamu davası açılmış olup sanığın 07.06.2018 tarihli yapı tatil tutanağına konu eylemi edeniyle ayrıca Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 02.01.2019 tarihli 2019/79 Esas numaralı iddianamesi ile açılan kamu davasında Denizli 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/234 Esas, 2019/309 Karar sayılı 17.07.2019 tarihli kararıyla aynı eyleme ilişkin temyiz incelemesine konu olan dosyada karar verildiğinden davanın reddi kararı verildiği ve bu karar 04.09.2019 tarihinde kesinleştiğinden; sanık hakkında 07.06.2018 ve 28.06.2018 tarihli imar kirliliğine neden olma eylemleri nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerektiği gözetilmemiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşılmakla, 5271 Sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi hukuka ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile maddi ceza hukukuna ilişkin sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2024 tarihinde karar verildi.