İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasında tapusuz taşınmazın tescili talebine dayanan davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davalı Hazine, Kepez Belediye Başkanlığı ve Orman İdaresi vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, Antalya ili Kepez ilçesi ... Mahallesi ... ada 197 parsel (eski 208 parsel) ve 28254 ada 198 parsel (eski 209 parsel) taşınmazları dava dışı gerçek kişilerden 1994 yılında dava konusu tescil harici alan ile birlikte satın aldığını, tahminen 1.300 m² miktarlı bir kısım tapusuz arazinin tarım arazisi olarak davacının ve önceki zilyetlerin 60 yıldan fazla zamandır çekişmesiz ve aralıksız malik sıfatıyla zilyetliğinde olduğunu, taşınmazın arazi kadastrosu sırasında tespit dışı bırakıldığını, üzerinde davacıya ait ev, sera ve ağaçlar bulunduğunu ve orman tahdit sınırı dışında olduğunu ileri sürerek, çekişmeli taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.

Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli ve 2015/371 Esas, 2018/427 Karar sayılı ilamıyla; davanın kabulü ile, fen bilirkişisi ...'ın 17.04.2017 tarihli rapor ve ekindeki krokisinde ''X'' harfi ile belirtilen 1.280,08 m² taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili ve davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 01.07.2019 tarihli ve 2019/331 Esas, 2019/430 Karar sayılı ilamında özetle; ''Orman İdaresinin davaya dahil edilmesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun (3402 Sayılı Kanun) 14 üncü maddesinde belirtilen yasal sınırlamanın aşılıp aşılmadığının araştırılması'' gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sırasında, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında değinilen eksiklikler giderilmiş ve Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli ve 2019/383 Esas, 2020/357 Karar sayılı ilamıyla davanın kabulü ile fen bilirkişisi ...'ın 17.04.2017 tarihli rapor ve ekindeki krokisinde ''X'' harfi ile belirtilen 1.280,08 m² taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 20.09.2021 tarihli ve 2021/722 Esas, 2021/840 Karar sayılı ilamında özetle; ''Dava konusu olup X ile gösterilen 1.280,08 m2 lik taşınmazın bulunduğu yerde tapulama çalışmalarının 5602 ve 766 sayılı Kanun'lar kapsamında 1963 ile 1970 yılları arasında yapıldığı, bu çalışmalarda dava konusu yerin tapulama harici kaldığı, ilk orman tahdidinin 3116 sayılı Kanun uyarınca 09.05.1946 tarihinde başladığı ve aynı yıl bitirilerek askı ilanı sonunda kesinleştiği, bu çalışmalarda dava konusu yerin orman tahdit hattının sağında orman sınırları dışında tarım arazileri olarak sınırlandırılan P.I nolu iç parsel içerisinde kaldığı, 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman tahdidinin aplikasyonu ve 6831 sayılı Kanu'un 1744 sayılı Kanun'la değişik 2 nci madde uygulama çalışmalarına 1980 yılında başlanarak aynı yıl bitirildiği ve 1981 yılında askı ilanına çıkarılarak 30.03.1982 tarihinde kesinleştiği, bu çalışmalara göre dava konusu taşınmazın durumunda değişiklik olmadığı, 1995 yılı memleket haritasında tamamının beyaz renkle boyalı açıklık alanda kaldığı, doğal eğiminin % 2-4 iken % 1-2 ye düşürüldüğü, dava tarihinden 20 yıldan daha uzun süre önce masraf ve emek harcanarak tarımsal faaliyete elverişli duruma getirilen ve bu süre içerisinde sürülüp ekilerek tarımsal faaliyete konu olan kültür arazi arazisi olup davacı yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü Maddesinde öngörülen imar ve ihya ederek kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğuna'' değinilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, bu karar davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370'nci maddesi uyarınca ONANMASINA,

1.461,92 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4.659,03 TL'nin temyiz eden davalı ... Başkanlığından alınmasına,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi