İNCELENEN KARARIN;

Mahkumiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;

Temyiz edenlerin sıfatları, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE,

Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından, işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanıkların örgütsel konumları ve faaliyetleri nazara alındığında, temel cezanın alt sınırdan makul düzeyde uzaklaşılarak tayini gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1-)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler ayrı ayrı yerinde görülmediğinden, CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-)Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet, ayrıca sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
A-)Sanık ... yönünden;
20.07.2016 tarihi itibariyle, istinaf mahkemelerinin uygulamaya girmesiyle birlikte artık adlî yargıda, üç aşamalı yargılama sistemine geçilmesi, yeni kanun yolu sisteminde, öncelikle ceza davasında, İlk Derece Mahkemesinde bir yargılama yapılarak karar verilmesi, ardından kanun yollarına başvurma hakkına sahip olanların süresi içinde kanun yollarına başvuruda bulunmaları halinde, üst dereceli İstinaf Mahkemesi (Bölge Adliye Mahkemesi) tarafından ikinci kere inceleme yapılarak, kararın hem maddi hem de hukuki yönden denetiminin yapılması, son olarak da yine süresi içerisinde kanun yollarına başvurma hakkına sahip olanların temyiz sebeplerini gösterir dilekçe vermeleri halinde Yargıtayca temyiz incelemesinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Bu aşamalardan biri, usul hukukuna uygun bir şekilde sonlandırılmadan bir sonraki aşamalara geçilemeyeceği de hukuken şüpheye yol açmayacak şekilde açıktır.
Somut olayda; Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2017 tarih ve 2018/49 Esas - 2017/422 sayılı kararı ile sanık ... hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan hüküm verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 25.01.2018 tarih ve 2017/2369 Esas - 2018/137 sayılı Kararı ile istinaf incelemesinin yapıldığı, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 18.02.2020 tarih ve 2018/2086 Esas - 2020/1202 sayılı ilamı ile sanık hakkında kurulan hükme ilişkin bozma kararı verildiği, bozma sonrası Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde 2020/104 Esas numarası ile yargılamaya devam olunduğu, bu esas numarası altında sanığın 2018/221 Esas sayılı dosyasının da birleştirilmesine karar verilerek sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraat, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan ceza verildiği, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden istinaf incelemesi yapılmadan dosyanın dairemize gönderildiği,
Bu nedenle öncelikle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden ilk derece mahkemesi Cumhuriyet savcısı, katılan ... Hazinesi vekili ve katılan ... vekilinin bozma istemli taleplerinin, CMK'nın 260 ıncı maddesi kapsamında bölge adliye mahkemesince değerlendirilip bir karar verilmesi akabinde silahlı terör örgüt üyeliği suçu yönünden doğrudan, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden istemde bulunulması halinde temyiz isteminin değerlendirilmesi gerektiğinden esası incelenmeyen dosyanın iadesi için mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B-)Sanık ... yönünden;
I-)5271 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre de olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez. Yargılama konusu olayla ilgili sadece bir tanığın beyanından başka bir delilin bulunmadığı hallerde bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenilmesi gerektiği ifade edilerek doğrudan doğruyalık ilkesine açık bir vurgu yapılmıştır. Dolayısıyla, olayın tek delilinin bir tanığın açıklamalarından ibaret olması halinde, 5271 sayılı Kanun'un 211 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, bu tanığın duruşmada dinlenmesi yerine önceki beyanlarının okunması ile yetinilebilmesi mümkün değildir.
Yine aynı Kanun'un 181/1 maddesinde; “tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen günün, Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiine bildirileceği” açıkça düzenlenmiştir.
Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olay irdelendiğinde;
Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici nitelikte delil olan tanık ... beyanlarının, doğrudan aleni duruşmada sanıkların huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 inci maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1 inci maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; tanıkların talimat mahkemesinde dinlenilmesi ile yetinilerek CMK’nın 181/1 ve 210 uncu maddelerine muhalefet edilmesi kanuna aykırı olduğundan, anılan tanığın açıklanan usule uygun olarak dinlenilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı sanıklar müdafileri, katılanlar vekilleri ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca dosyanın Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesine üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.