Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bozma üzerine, sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 51 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verişmiştir.
Sanık müdafii 29.03.2021,09.04.2021 ve 26.04.2021 tarihli temyiz dilekçelerinde belirttiği sebeplerle hükmün bozulması talebinde bulunmuşlardır.
Sanığın, ruhsatsız bir şekilde ... sayılı ada ve parselde bulunan işyerinin önüne camekan yaptırıp üzerini branda ile kapatmak suretiyle alan kazandığı ve böylelikle imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği, Yerel Mahkemece; sanık savunması, yapı tatil zaptı, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün cevabi yazısı ile tüm dosya kapsamına göre kabul edilerek mahkûmiyet kararı verilmiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre;
Sanığın kendisine ait işyerinin ön cephesini açılır kapanır camekan ile kapatıp, üzerine brandadan çatı yapmak suretiyle imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine hükmedilmiş ise de; bu değişikliğin 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5 inci maddesindeki bina tanımına uyup uymadığı, bir alan artışı sağlayıp sağlamadığı konularında bilirkişiden rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.05.2024 tarihinde karar verildi.