Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında çocuğun nitelikli istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103/2, 10/6,43/1 ve 109/2, 109/5,53. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.09.2015 tarihli ve 2014/402 Esas, 2015/259 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103/2 ve 53. maddeleri uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109/1, 109/3-f, 109/5,53. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar vermiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın mağdurenin yaşını büyük olarak bildiğine, on altı yaşında olarak söylediğine ve dış görünüşünün yaşı ile uyumlu olduğuna, sanığın iradesinin sakatlandığına, ilişkinin rızalı olduğuna, kişiyi hürriyetinden alıkoyma suçundan verilen cezanın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın beraati gerektiğine ve diğer hususlara ilişkindir.
1. Sanığın soruşturma aşamasında vermiş olduğu beyanlarında mağdurenin on sekiz yaşından küçük olduğunu bilmediği, on altı yaşında olarak bildiği ve mağdurenin on altı yaşını bitirip on yedi yaşına gireceğini söylediği ve kovuşturma aşamasında da mağdurenin yaşını bilmediği şeklindeki savunması, mağdure beyanı, raporlar ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, olayda 5237 sayılı Kanun'un 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra hükme varılması gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Tebliğnamede bozma isteyen görüşe farklı gerekçe ile iştirak edilmiştir.
3. Her ne kadar Tebliğnamede 04.04.2014 tarihinde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan Ek kovuşturmaya yer olmadığına Dair Karar verildiği ve bu kararın kaldırılmadan duruşmaya devam edilerek eksik inceleme ile yazılı karar verildiği belirtilmiş ise de aynı tarihte verilen ayırma kararında ve iddianamede suç tarihlerinin farklı olduğu anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.09.2015 tarihli ve 2014/402 Esas, 2015/259 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2024 tarihinde karar verildi.