Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Sanığın aşamalarda müştekinin kendisine küfretmesi ve yanına başka kişilerin de gelmesi üzerine kendisini korumak için eylemi gerçekleştirdiği şeklinde savunması karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek sonucuna göre TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
2) Sanığın tekerrüre esas alınan Nazilli Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/289-359 esas, ve karar sayılı ilamında sanık hakkında yağma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, tekerrüre esas alınan bu mahkumiyet hükmünde de daha önceden işlediği yağma suçu dolayısıyla tekerrür hükümlerinin uygulanmış olması karşısında; sanığın ikinci kez mükerrirliğine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 günü, Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.