Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Anamur 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15.06.2017 tarih, 2017/86 Esas, 2017/307 sayılı Kararı ile atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2.Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'nin kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 227 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca, 4 yıl 6 ay hapis 30.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve verilen cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
1.Sanığın temyiz isteğinin; olaylarla bir ilgisinin bulunmadığına, atılı suçu işlemediğine, cezanın kaldırılıp beraatine karar verilmesi talebi bulunduğuna,
2. Sanık müdafiinin temyiz isteğinin; müvekkilinin atılı suçu işlemediğine, yeni cezaevinden çıkmış olması nedeniyle kalacak bir yeri bulunmadığından, dosyası tefrik edilen sanık İ.T.'nin evine sığındığına, sadece iletişim tespit tutanakları ile hükmün kurulmuş olması nedeniyle usul ve yasaya aykırı olduğuna, mevcut delil durumuna göre müvekkilinin mahkûmiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
Bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiğine yönelik olduğu anlaşılmıştır.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında fuhuş suçundan açılan davada, atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, dosyası tefrik edilen sanık ...'ın hakkında yürütülen tahkikat sırasında Anamur Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan beyanları, usul ve yasaya uygun olarak elde edilen tape kayıtları ve tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde; sanığın mağdur ...'yı birden fazla kez erkeklerle para karşılığında cinsel ilişkiye girmesine aracılık etmek, yer ve imkan sağlamak suretiyle üzerine yüklenen fuhuş için aracılık ve yer temin etmek suçunu işlediği kabul edilerek sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
A. Sanık ile Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükme ilişkin olarak, sanığın savunmaları, dosyası tefrik edilen sanık ...'ın hakkında yürütülen tahkikat sırasında Anamur Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan beyanları, iletişim tespit tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre Bölge Adliye Mahkemesinin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. 5271 Sayılı Kanun'un 289 uncu Maddesinde Sayılan Kesin Hukuka Aykırılık Halleri de Gözetilerek Maddi Ceza Hukukuna İlişkin Sair Yönlerden Yapılan İncelemede
Sanığa yükletilen fuhuş eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır ceza içeren ilamı yerine daha hafif ceza içeren ilamı tekerrüre esas alınmış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılmayacağı, birden fazla suçtan hükümlülüğü içeren ilamdaki hangi cezanın tekerrüre esas alındığı gösterilmemiş ise de, 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince en ağır cezayı içeren hükümlülüğün infaz aşamasında gözetilebileceğinden bu hususun bozmayı gerektirmediği,
Anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanık ile müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca Anamur 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.05.2024 tarihinde karar verildi.